10 Mart 2015 Salı

Tom Ford - Black Orchid

     Paçuliyle yoğrulmuş doğal meyveler. Renkli meyveler o kadar güzel kokuyor ki parfümü yalamak isteyebilirsiniz. Koku size çok tatlı ve yumuşak gelirken, dışarıdan koklayanlara paçulinin keskin agresifliği biraz itici gelebilir. Yani siz parfümü koklayıp beğenirken yakınınızdakilerden her zaman aynı olumlu sonucu alamazsınız. Çünkü koku salt size yaklaşanların değil, uzaklaşanların bile burnunu yakacak kadar saldırgan. Bu genelde iyi
olarak yorumlanır. Evet, ama aşırısı değil. Yağmur yemiş ıslak çam ağacı. Genel olarak dipten gelen rutubetli kokular. Yoğun kıvamlı bal. Meyvelerden çilek, beyaz üzüm, limon, mango. Çiçeklerden karanfil, sümbül, menekşe, zambak.
     Orta notalara gelindiğinde tatlı kokuların altında hafif kuru baharatlar. Itır. özel olarak yetiştirilen siyah orkide kokusu. Orkide bir Salepgiller bitkisidir. Salep tatlılığı ve yumuşaklığı var parfümde. Açılışında tarçın diyecektim ama yazmaya klavyem varmadı. Bir yerlerden bana salebi anımsattı demek ki. Kaynayan sütün buhar kokusu orta notaların sonu...  
     Sonlara gelindiğinde parfüm çok daha fazla hoşuma gitti. Agresif tavrı geri çekildi ve tenden koklanır hale geldi. Benim de istediğim buydu. Ama gene de kalp notasındaki aşırı saldırganlık hoşuma gitmedi. Burnuma gelenler hafif odunsuluk ve vanilya. Sümbülteber. Nedense By Kilian - Back to Black ile kıyaslamak istiyorum. Tabii ki çok benzerlikler yok. Açılışlarında kullanılan tatlı meyveli yapı benzetilebilir. Back to Black daha çok çürük vişneyi andıran aromalarla seyrederken, Black Orchid karma-karışık bir meyve paketiyle göz dolduruyor. Back to Black daha düz çizgide ilerliyordu. Ancak ikisinden de çabuk sıkılabilirsiniz. Kızkardeşi Velvet Orchid ile kıyaslayacak olursak: Velvet Orchid daha hafif ve daha ılımlı bir koku. Birbirlerine çok benzeseler de Black Orchid'in Velvet'ten çok daha tatlı olması aralarındaki en büyük fark. İkisi de çok hoşuma gitmiyor. Çoğu erkek Orchid'i seviyor. Evet. Ben de güzel kokusuna aldanıp bir şişesini satın almış, sonra bir türlü bitirememiştim. Yanınızdan bunu kullanan erkek geçerse ne kadar itici olduğunu daha iyi anlarsınız. Bence koku, kadınlara daha çok yakışıyor... 
     Mükemmel bir parfüm tasarlamak hayaliyle işe koyuldu. Ford istediği kokuyu yaratabilmek için istediği çiçeği bulamadı. Bunun üzerine kendi siyah orkide çiftliğini kurdu. Bilinen 30.000 orkide türü var. Bu onlardan hangisi acaba?..

     Sır I: O zamanlar böyle bir şey yaşamak ya da duyduklarını hem kendin sindirmek, hem de birilerine anlatmak, çok uzak bir hayaldi... Ama şimdi size anlatıyorum:
    On dokuz yaşında, bir altmış boylarında, kıvırcık saçlı, ince belli zayıf bir kızdım. O, yirmi altı yaşında, uzun boylu, zayıf, hafif atletik yapıdaydı.
     Ben şimdiye dek hiçbir yerde çalışmamıştım. Yapabildiğim en iyi şey okuldan eve, evden okula koşmaktı. Belki bu yüzden çalışanlara ve özellikle yaşı büyük olanlara karşı hem merakım hem de gizli bir hayranlığım vardı. Onunla arkadaş olmamız heyecan vericiydi. Benden yaşça büyüktü ve etkilenmem için salt bu bile yeterliydi. Ama dahası da vardı: Çok çekici, sempatik ve akıllıydı. Oldukça güçlü bir duruşa sahip, sağlam bir karakterdi...
     Küçükken bilirsiniz, büyüklerimizin bizi yanlarında gezdirmesi havalıdır. Hep onların yanında dolaşmak isteriz. Onlar futbolcu olsalar, top toplayıcıları olmaya razıyızdır. Kendi akranlarımıza davrandığımız gibi onlara davranamayız. Kaprislerimiz onlara sökmez. Saygıda kusur edemeyiz. Hemen sözleşmemiz iptal edilir.
     Bizi güldüren kişileri severiz. Aynı hareket ve davranışlara sahip olduğumuz insanlara, ortak yönlerimiz çok olduğu için çabuk güveniriz. Bize şefkat gösteren kişilere ise daha çok bağlanırız. Akıllı kişi bizi izler ve neyimiz eksikse onu vererek bizi tamamlar. "Nedendir bilinmez kısa sürede sana kanım kaynadı, sanki yıldızım barıştı." dediğimiz kişilerde başımıza gelen de budur...
  Kısa sürede iyi  arkadaş olmuştuk. Giderek yakınlaşıyorduk ve  dostluğumuz her geçen gün derinlik kazanıyordu. Okul dışında yakın arkadaşım yoktu. Kendi yaşıtlarımı aptal buluyor, onları özel hayatıma dahil etmiyordum. Seçiciydim. Yanlış seçimlerim boşa zaman kaybıydı. Arkadaş diye seçtiklerimin hayatıma bir katkısı olmalıydı. O ise hayalimdeki profile neredeyse eksiksiz uyuyordu.
     Beni arkadaşlığına kabul etmişti. Bu durum benim için çok havalıydı. Çalıştığı kuaför salonuna, haftada iki üç defa, onu görmeye gidiyordum. Oradakilerin de onun hürmetiyle bana gösterdikleri ilgi beni onore ediyor, şımartıyordu.
     Bir gün gene onun yanındayken "Gel arka tarafa geçelim." dedi. Oradaki kızların bazı özel müşterilere uygulanan hizmetler için kullandıkları kuytu bir oda vardı. İçeri geçtik.
     Bir hüzme gibi dilim dilim ışık alan odanın karanlık ve rutubet kokan bir havası vardı. On dakikaya yakın mesleğin zorluğu, havaların sıcak olması ve müşterilerin kaprislerinden söz ettikten sonra "Senle tatile çıkalım!" dedi. Bunu söylemek için lafı neden bu kadar uzattığını anlayamamıştım. Bazen olur. Kişi aklından senin aleyhine bir şeyler geçirir. Bunu sana söylerken kasılır da kasılır. Oysa sen art niyetini anlayamadığın için hoş karşılar ve sıkıntılı tavrına anlam veremezsin.
     Göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir hafta sonra onu üstü açık bir arabayla beklerken dedesinden kalma 1973 model altı açık tırık rengi bir arabayla beni çarşıdan aldı.
     Üzerimde kırık siyah askılı tişört, altımdaysa fırfırlı kot eteğim vardı. Bacaklarıma elini atıp konuşmaya başladı. "İyi ki böyle bir tatile çıktık. İkimizin de ihtiyacı vardı. Süper oldu şahane oldu." Ben ona bakıp gülümsedim.
     Yolculuğumuz çabucak geçti ve bir tatil köyünü andıran otele vardığımızda güneş batmak üzereydi. Gündüz biraz plajda takıldıktan sonra akşam açık büfe olan beleş şarapları gene plajda oturarak içmeye başladık. "Oh be beleş dinamit oldun g*tümde patlasın!" dedi. Çok seviyordu bedavayı. Araba kiralamak yerine hurda, yanından geçince rüzgardan plakası sökülen o araba ile beni almaya gelmesinden belliydi. O kadar pinti ve ölücüydü ki; yerde tentürdiyot şişesi bulsa taşa vurup kırıp g*tünü keser ve ardından ziyan olmasın diye tentürdiyot sıvısını tenine sürerdi...
     Bir saat sonra ikinci şişede çakır keyif olmuştuk. "Odaya geçelim mi?" dedi. "Tamam." dedim. Yürümekte zorlanıyorduk. Elimi tuttu. Ben de onun elini iki elimle sıkıca tuttum. Göğüslerim yürürken omuzlarına değiyordu. Çıplak parmak aralarımıza yarı ıslak yarı kuru, ince deniz kumları girip çıkıyordu. Ayaklarım kaşındı ve durdum. Yere eğildiğimde tam karşıma geçti ve burnum bacak arasındaydı. Kötü niyet aramadan "Denk geldi herhalde." diye içimden geçirdim. Bu kadar umursamazlığım bana şu sözü hatırlattı: "Arsızın g*tüne kazık çakmışlar 'ne bu tıkırtı?' demiş." (X)
     Yalpalayarak, zaman zaman olduğumuz yerde dönerek odaya vardık. Hemen uyumak istiyordum. Yatağıma zıpladı ve karşıma oturdu. Göz göze geldik. Yavaş yavaş bana yaklaştı ve kokladı. İçtiğimiz şaraptan ikimizin de ağzı alkol kokuyordu; ama onunki benden fazlaydı. Eliyle eteğimi kaldırarak bacaklarımı tırnaklarıyla hafifçe çizmeye başladı.
     Alkol beni o kadar uyuşturmuştu ki yaptığı hiçbir şeye engel olmak istemiyordum. Bazen her şeyi oluruna bırakırsınız. Belki de öyle iyi zamanlarımdı. Belki de en kötü zamanlarımdandı...
     Dudaklarıyla dudaklarımdan iki küçük öpücük aldı. Dudak kenarlarım kaşınmıştı. Islandığımı duyumsadım. Göğüs uçlarım sivrilerek belirginleşti. Göz bebeklerim buğulanarak küçüldü. Saçlarımı tutarak kendine çekti ve dudaklarımı ısırmaya başladı. Dilini boğazımın içine kadar sokuyordu. Üstüme yatarken elleriyle eteğimi yukarı sıyırarak kalçalarımı sıktı. Göğüsleri göğüslerimi bastırıyordu. Delirmiş gibiydi. Nefes alış verişleri hızlı ve sesliydi. Hırlar gibi...
     Bir yandan avuç içlerimle kulaklarını ve yanaklarını kavrayarak başını ellerimin arasına alıyor, bir yandan omuzlarına inerek masaj yapıyordum. Göğsünden yayılan meyveli yapışkan koku burnumu uyuşturuyordu. Isım yükselmişti. Benim de nefeslerim kısa ve kesik olmaya başlamıştı ki; tam o sırada kapı çaldı!...
Pozitif:
1) Kaliteli, bir an bile yapaylık hissedilmeyen havası.
2) Kokunun yaratılma aşamasında Ford'un, doğal element ararkenki azmine hayranım.
3) Kalıcılık çok iyi ama fark edilme inanılmaz!

Negatif:
1) Parfüm sizi koklamak istemeyenlere bile saldırıyor.
2) Midye yerken tezgahta sizinle beraber yiyen tanımadığınız bir erkekten bile bu kokuyu almanız mümkün.
3) Kadınlardan çok erkeklerde bu parfüme rastlayabilirsiniz.
Notalar:
Üst: Bergamot, Gardenya çiçeği, Yasemin, Mandalina, Siyah frenk üzümü, Ylang-ylang. (ck: paçuli, meyveler, çam, bal, üzüm, limon, mango, karanfil, sümbül, menekşe, zambak)
Kalp: Meyve, Baharatlar, Lotus çiçeği, Orkide. (ck: kuru baharatlar, orkide, salep)
Baz: Esmer amber, Paçuli, Sandal ağacı, Çikolata, Vanilya, Vetiver, Tütsü. (ck: vanilya, sümbülteber)
Tip: Oryantal, Baharatlı, Gurme, Çiçeksi, Meyveli, Pudralı, Tatlı, Odunsu.
Cinsi: Feminen
Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 2006

Koku rengi: Mor
Referans: Meyveli Silhat
Konsantrasyon: Eau de Parfum
Parfümör: David Apel
Doktrin: "Eğer aşktan bahsediyorsanız, kısık sesle konuşun." (William Shakespeare)

6 yorum:

  1. Kadınları kıskandırabilecek kadar çekici.
    "Beni takip et" dedirtebilecek kadar da kışkırtıcı.

    YanıtlaSil
  2. hele de yanınızda bunu kullanan bi erkekle çalışıyorsanız ve bu erkek bu kokuyu " aman dikkat çeksin, gözler üzerimde olsun, akşama kadar hissedilsin" diye kullanıyorsa sadece mide bulandıran bir hisle anmaya başlarsınız. bir zamanlar Burberry classic için bu hissi yaşamıştım. bağıran, haykıran "ben de varım, çok seksiyim, bakın burdayım" diyen kadınlar da kullanabilir. kısacası bu kadar farkedilir ve sivri kokular=teşhircilik benim fikrimce. bu kokunun bu kadar tercih edilme sebebi de bu. bir de kullananlar mümkünse sigara içmeyenler olsun, teke gibi kokuyorlar çünkü

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle ;Teşhircilik, Egzibisyonizm olarak da bilinir, cinsel organlarını başkalarına göstererek haz ve doyum sağlamadır.
    Parfüm dünyası bir insanın hoş kokması ile ilgili bir durumdur. Öyle parfümler vardır ki; bir kadın kokusu bile olsa karşısındaki kadını kıskandırabilecek derecede güzel kokabilir ki bu da onu yaratan parfümörlerin yaratıcılığı ve başarısıdır. Bunu teşhircilik olarak nitelendirmektense böylesine bir koku yaratabiliyor ve farkındalığı başarabiliyorlarsa takdir edilmeyi hak edebilirler ancak gerisi kişinin zihniyeti ile ilgili olabilir sadece.
    Yani sivri koku =teşhircilik tamamen yanlış bir eşleştirme Bu eşleştirme yalnızca kokuyu yaratana ve kullanıcılarına saygısızlıktır.

    YanıtlaSil
  4. kokuyu beğenip beğenmemek kişiseldir. buradaki eleştirmenin de kişisel olduğu yanında yazıyor zaten. neden bu kadar rahatsız olunur eleştiriden anlamıyorum. teşhirciliğin görsel anlamda tanımı ile yazıya başlanmış. buradaki bir benzetmedir ve gayet anlaşılır. koku ile eylem arasındaki bağ ile ilgili maalesef yeterli tanımlama terimleri olmadığı için, koku tanımlanırken, daha bilindik örneklemelere başvurulur. yalnızca NO5 giyerimdeki giymek eylemi vücudu örtmek için bir örtüye sarınmakken, parfüm giymek olarak da kullanılmış. parfüm dünyası sadece insanın hoş kokması ile ilgili bir durum değildir. bu çok geniş bir cephe ve bu sitede de işlenmeye çalışılıyor. ayrıca çok aykırı kokular var ve hepsi herkesin beğenisini kazanamıyor. fakat ne parfümör ne de kullanıcı bu eleştirileri yadırgamıyor. yorum parfümün başarısı ile ilgili değil. ilk yorumdaki çekici ve kışkırtıcı, beni takip et yorumuyla da ilgili değil. anosmi nin kişisel görüşleri gibi, kimi zaman sert ama çekinmeden yazılmış. bir kullanıcı iseniz de niyetim kullanıcıların şahsına yorum ve saygısızlık yapmak asla değil. herkesle aynı fikirde olmak beni korkutur. diğer taraftan bakmaya çalışırım.

    YanıtlaSil
  5. çoğu filmde,kitapta sonunun nasıl olacağını tahmin ederiz. baştan sona herhangi bir yerde finalin sinyali istemeden de olsa verilmeye başlanır ve ne kadar hissettirmezse, ne kadar şaşırtırsa o kadar alkış alır. "ne okumuştum" ya da "ne izlemiştim" diye tekrar tekrar geriye döndürür.çok ince bir çizgi ve zeka işidir bu. devam yazısı bu yazıyı daha değerli yaptı. tekrar okuttu. daha önce duyumsamadığım, tanışmadığım bir hisle tanıştım. tiksinme duygusu ve buna rağmen ilgilenme isteği. çok dengeli ve tutarlı bir hikaye okudum.

    YanıtlaSil
  6. Kokunun muhteşem havasını solumuş olmamla birlikte her çapını tek tek yansıtmış çok güzel bir yorum. Yorumun otoritesiyle doğru orantılı olarak daha da etkisi altına bir hikaye çıktı karşıma... Karakterlerin davranışlarını hayal ettirebilen anlatımın yanında beyinlerinden geçenleri de yansıtan yanı en etkilendiğim tarafı... Aciz, mahçup ve çaresiz bir aşkın en dikenli yolunda hiç yakınmadan bu kadar yürünebilir mi? Hayal gücü ile beynin kalp arasında sıkıştığı, o hiç adil olmayan duygusu ile savrulan iki insan... Hangisi haksız sorgulamadan, güçsüzün güçlüyü sevmesinin nedeninin görkemli resmini çok güzel çizen ve bunları irdelemeden yaşama dökmüş bir ustalık... Bu kadar dengesizliğin tohumlarının aslında çok güçlü bir dengeden beslendiğini gördüm ben, kendi adıma. Çok güzel bir kurgu, çok etkileyen bir aktarım, devamı gibi... Umarım III.'sünü de görürüz.

    YanıtlaSil