16 Nisan 2015 Perşembe

Azzaro - Pour Homme

     İlk sıkıldığında füjer olduğu lamba gibi belli. Sardunyayla karışık koyu yeşil limon kabukları. Eski koku; yıllar öncesinden gelen... Eski peynir gibi, yıkanmamış ayak gibi kokan yanları tuhaf. Erkeksiliğin bu kadarı da fazla.
     Orta notalara gelindiğinde küflü paçuli. Derisi kirli kokan hayvansı misk. Tarhun. Kişniş.
     Sonlara gelindiğinde klasik bitmediğini görüyorum. Füjerlerin paçuliyle eski kokması
sağlanırken Azzaro böyle bitmiyor. Kuru otlar deri ve meşe yosunu kokuları.
     Çok erkeksi, sert ve ters; itici koku. Gene de beğenilebilir. Bu partnerinize bağlı. Zamanımızdan uzak bir koku. Caron'da eski kokuyor ama, ortalarındaki tatlılık ve baharat karışımını arıyor insan...
     Benzerlikler üzerine;
     Caron - Yatagan: Açılışındaki keskin ağır ayak kokusu benziyor.
     Kokun: İlk defa güldüğünü gördüğümde dikkatimi çekti varlığı. Ayrı bir yakışıyordu ona gülmek. Karşısına oturup konuştuğumda bu defa gözleri çekti dikkatimi; bir farklı gülüyordu içi... Yine de uzak tutmaya çalışsam da kendimi, işte o sarıldığı anda tüm sıcaklığını çektim içime; ne çok istedim ona sarılmayı, ama yapamadım; yapamadım işte... O saatten sonra o oldu düşüncelerimde. Ne kadar görmemeye çalışsam da onu, olmadı; yapamadım.
     Vahşi bir hayvan gibi bana sahip olacağını biliyordum. Onu göreceğim her anın gelmesini büyük bir heyecanla bekliyordum. Her defasında zevkle ve sanki ilkmişçesine onun oluyordum. Ona dokunamadığım anlarda bende kalan ten kokusunu içime çekmek tek tutkumdu. İşte böyle seviyorum ben onu...
     Teninden yayılan deniz ve ter kokusu bende hayvani istek oluşturdu. Nedense bir tek ona yakışıyor kaba-saba, küfürlü konuşmalar. Elimde değil; tahrik oluyorum...
     Saçımı tutup canımı yakarak kendine çekti. Kasıklarının ter kokusu afrodizyak etkisiyle daha çok tahrik ediyor; daha da delirtiyordu. Bacaklarımı açarak kucağına oturdum. T-shirtünü çıkarıyorum ve bir mabet gibi kusursuz vücudu ile duruyordu karşımda işte. Gözlerindeki yabani bakış, bir avcının avını gördüğü andaki gibi delip geçen. Sen; tek gerçeğim, yarım kalan hikayem!..

Pozitif:
1) Koku çirkin olsa da, sert elementleri uyum içinde harmanlamış.

Negatif:
1) 97 yaşında, huzurevi lokalinde, yerel bir gazetenin pazar bulmacası ekine göz atmıyorsanız bu parfümü kullanmayın.
Notalar:
Üst: Anason, Fesleğen, Bergamot, İris, Kimyon, Lavanta, Adaçayı, Limon. (ck: sardunya, limon)
Kalp: Kakule, Paçuli, Sandal ağacı, Vetiver, Ardıç meyvesi, Sedir. (ck: deri, misk, tarhun, kişniş, paçuli)
Baz: Amber, Meşe yosunu, Deri, Misk, Tonka fasulyesi. (ck: kuru otlar, meşe yosunu)
Tip: Yeşil, Füjer, Hayvansal, Odunsu, Dumansı.
Cinsi: Maskülen
Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 1978
Koku rengi: Yeşil
Referans: Küflü Limon
Konsantrasyon: Eau de Toilette
Parfümör: Gérard Anthony&Martin Heiddenreich&Richard Wirtz
Doktrin: "Sen geleceksin ve ben seni en çok seni beklerken sevdiğimi hissedeceğim." - Cezmi Ersöz
Teoman - En Güzel Hikayem

5 yorum:

  1. her güne başlama sebebin
    her düşüncende saklı bir tebessüm
    ve her geceyi bekleme sebebin ise
    bir hikayesi vardır sende o kişinin..

    YanıtlaSil
  2. Herkes okuduğu hikayeden kendisine uygun kısmını alır çeker arasından, sanki O'nu okur, onu görür o kısımda çünkü... Mesela ben ilk paragrafı sevdim. Sanki bi erkek sevdiği kadına yazmış gibi geldi, telepati yaptım belki de o an. Ama sonra o masumane hikaye amacı gereği çirkinleşti, ters köşe yaparak zihnimdeki oyuncuların yerini silik yüzlere bıraktı. Hikayenin amacı bana, güzelmiş gibi görünen bir duygunun çirkinliklerle sıvalı bir güzellik yarattığını gösterdi. Yorumlanan parfümün kötü kokulu olmasına aldırmadan onu güzel görenlerin olduğunu vurgulattı. Feyzaldığı parfümün yorumu ile kendisi çok uyum içinde oluyorlar böylece... Yüreğine sağlık anosmi...

    YanıtlaSil
  3. Bu sitede karşılaştığım en çiğ hikaye idi.

    YanıtlaSil
  4. şimdiiiii! parfüm merakı olmayan adama nerdeyse bütün hikayeleri ve yanında parfüm analizlerini okuttu şu yazının yorumları. Ben Tom Ford a bakmıştım ama bi sürü parfüm merak ettim. Tekrar buraya döndüren de bu hikayenin çiğ bulunması. hatta en çiğ. Yani daha çiğlerde var ama bu en çiğ. Beklentiler ve görüşler ne kadar daralmış. Adamın çerçevesi geniş. Hikayelrde orospudan bir lezbiyenden, bir katilden, bir doyumsuzdan, imkansızlıktan, yokluktan, aileden her şeyden bahsediyor. Bu da farklı yazı. çekimin en savunmasız ve yalın halinden bahsetmiş. Kısa olduğu için mi çiğ? o zaman şöyle sorayım iki satırlık şiirlerde kaçımız hayatımızı okumadk. Sevişmenin sertliğinden mi çiğ? isteklerinin önüne hiç bir sınırlama koyamayan iki kişiyi yazıyr. Biri üstün ve etken diğeri sakin ve edilgen! En tercih edilen ve en doğal güdülerle! Devam yazmaya, her şey yolunda

    YanıtlaSil
  5. yazının sahibi bile sizin kadar bozulmamıştır.
    ya da bozulmuş mu? :)

    YanıtlaSil