24 Mayıs 2015 Pazar

Christian Dior - Vétiver

     Bu aralar hep vetiverden gidiyoruz. Vetiver parfümleri hammaddeleri gereği birbirlerine benzemek zorundalar sanırım. Hem Guerlain gibi ekşi ve serin hem Sycomore gibi yanık ve dumansı açıldı. İkisinden de az almış. Topraksı yanı çok pürüzsüz değil. Arkada tozlu bez kokusunu andıran sevimsiz kokular var.
     Orta notalara gelindiğinde değişen hiçbir şey yok.
     Sonlara gelindiğinde kuru nane kokusu kaldı.
     Son olarak beklediğim karmaşık yapıya sahip değil ve yeterli değişimleri gösteremedi. Bir parfüm ne kadar tekdüze o kadar sıkıcı. Bu da onlardan olsa gerek.
     Benzerlikler üzerine;
     Guerlain - Vetiver: Açılışındaki kakuleli yapı iki parfümde de benzer.
     Chanel - Sycomore: Açılışta Sycomore'dan hafif dumansılık almış diyebiliriz.
Google'da Çalışacak Kadar Akıllı Mısınız? - William Poundstone
Googleplex'te sayıca yetersiz kalmak
Sf: 14
     Beş sent boyutuna küçültülüp blender'a atılıyorsunuz. Yoğunluğunuzun sabit kalması için kütleniz de gereken oranda azaltılıyor. Blender'ın bıçakları 60 saniye sonra hareket etmeye başlayacak. Ne yaparsınız?
Sf: 17
     Bunun en açık örneği iş görüşmeleri. birçok soru tipi bulunuyor.
"Bir takım arkadaşı ile bir türlü anlaşamadığınız bir durumdan bahsedin."
"Kaba bir müşteri ile ilgilenmek zorunda kaldığınız andan bahsedin."
"Hayatınızdaki en büyük başarısızlık nedir?"
"Daha evvel herhangi bir işi belirtilen sürede teslim etmekte sorun yaşadınız mı? Bu durumda kalınca ne yaptınız?"
"Daha önce yönettiğiniz en kapsamlı takımı tarif edin."
İş hayatına ilişkin sorular da vardır:
"Yabancı bir ülkeden gelen birine Whole Foods market zincirini nasıl tarif edersiniz?"
"Target'ın Walmart ile nasıl rekabet ettiğini ve daha fazla pazar payı elde etmek için markamızı nasıl yeniden konumlandırmamız gerektiğini anlatın."
"Wachovia'ya nasıl daha fazla müşteri çekersiniz?"
"Önümüzdeki 10 yıl içinde Starbucks nasıl zorluklarla karşılaşacaktır?"
"Facebook'tan nasıl kâr elde edersiniz?"
Adaylara neler yapabileceklerini sormaktan ziyade kendilerinden görüşme sırasında neler yapabileceklerini sormaktan ziyade kendilerinden görüşme sırasında neler yapabileceklerini göstermeleri beklenir. Satış müdürlerinin bir pazarlama planı oluşturması, avukatların bir anlaşma taslağı hazırlaması ve yazılım mühendislerinin kod yazması gerekmektedir.
Nispeten daha sıradışı olan sorular her şirketin arzu ettiği, ancak çoğunun nasıl ölçeceğini bilmediği bir özelliği değerlendirmeyi amaçlıyor: Yenilik yapma yeteneği.
Google'ın mülakat sorularının çoğu Mountain View'da çok uzaklarda bulunan şirketlere kadar yayıldı. Google "markasının" artık dünyanın en değerli markası olduğu tahmin ediliyor. Şirketin değeri, Millward Brown Optimor'a göre 86 milyon dolar. Başarı beraberinde taklitleri getirir. Kurumsal şirketler "Google'a daha fazla benzemek" için ant içiyor.
Sf: 23
     Hayal gücü ve mucitlik
Buradaki cevap basit bir öngörüye dayanır: Ya cevabı bulursunuz ya da bulamazsınız. Bağlantı kurabilecek herhangi bir tümevarım süreci yoktur ve bu yüzden soruyu çözen biri ile cevabı önceden bilen biri arasındaki fark ayırt edilemez.
Mülakat sorumluları hakkında sıklıkla telaffuz edilen bir diğer kelime de "hissiz"dir -duygudan yoksun olma durumu. Mülakat sorumlusu öylece oturup ruhsuz bir şekilde dizüstü bilgisayarının tuşlarına basarak. Zekice bir şey söylediğinizi düşünürsünüz... Tepki vermez. Tuşlara basma hızında değişiklik olmaz.
İş görüşmeleri böyle tasarlanmıştır. Google'ın zihinsel meydan okumaları genellikle gizemli olma eğilimi gösterir. Adaylara düşüncelerinin ne zaman "doğru yolda" ya da "yanlış yolda" olduğu ve hatta nihai cevaplarının doğru veya yanlış olup olmadığı söylenmez. Genellikle Google'ın sorularına verilebilecek birden fazla iyi cevaplar vardır. Bazıları iyi, bazıları banal ve bazıları ise parlak cevaplar olarak kabul edilir.
Sf: 24
     Google'ın sunduğu en önemli ayrıcalık sashimi ve masajlar değildir. Yüzde 20 zaman projesidir. Google mühendislerine diledikleri bir proje üzerinde çalışmaları için haftada bir gün izin verilir. Bu muazzam bir kumardır. Procter and Gamble şirketinin çalışanlarına yeni şampuanlar geliştirmeleri için haftada bir gün izin verdiğini hayal etmek bile oldukta güçtür. Ancak bu sistem Google'da işe yarıyor. Yapılan açıklamalara göre artık Google'ın cirosunun yarısından fazla yüzde 20 zaman projelere Gmail, Google Maps, Google News, Google Sky ve Google Voice da dâhil.
Mühendislik iş gücü maliyetinin yüzde 20'sini kullanan Google, yetenekli yazılım arasından sıfırdan olağanüstü uygulamalar yaratabilecek yazılımcıları ayırt edebileceğine dair riske girer.
Sf: 26
     Fareler ve insanlar
Bu arada soruda kullanılan yoğunluk kelimesi önemli bir ipucu sunar. "Beş sent boyutuna küçülmek" gerçekçi değildir. İlk olarak, beyninizdeki nöronların yüzde 99,99'dan fazlasının yok edilmesi anlamına gelebilir.
Sf: 27
     Bir karınca kendi vücudunun ağırlığının yaklaşık 50 katına kadar ağır yükü kaldırabilir. Bunun nedeni karıncaların insan kaslarından daha gelişmiş kaslara sahip olması değil, ufak ebatlı olmalarıdır. Bir karıncanın (veya diğer her şeyin) ağırlığı, boyunun küpü ile orantılıdır. Kasların -ve kasları destekleyen kemik ve dış iskeletin- gücü, boyun karesi ile orantılı olan kesit alanına bağlıdır. Mevcut boyunuzun 1/10'una kadar küçültüldüğünüzde, kaslarınız 1/100 oranında güce sahip olacaktır... ancak sadece 1/1,1000 oranında bir ağırlığa sahip oluyorsunuz. Diğer her şey sabit kaldığında, ufak ebatlı yaratıklar yerçekimine karşı kendi vücut ağırlıklarından kat be kat fazlasını kaldırma yeteneğine sahip olurlar.
Sf: 28
     Temelde, fare -ebatında veya daha ufak ebatta hiçbir canlının yüksekten düşmekten korkmaması gerekir. Haldane bunu şu şekilde izah eder: "Bir fareyi 1.000 metrelik bir maden çukuruna çok sert olmadığını varsayalım- hafif bir şok geçirip yürüyerek uzaklaşır. Aynı şartlarda bir sıçan ölür, bir adam parçalara ayrılır ve bir at çarpışmanın şiddetiyle patlar."
Sf: 32
SORULAR
Günümüz mülakat sorgulamalarından bir örnek
     Aşağıda yer alan ve çeşitli sektörlerde yapılan iş görüşmelerinde sıklıkla sorulan soruları cevaplamayı deneyin (soruların cevapları sayfa 181'de)
     Uçakla yapılacak gidiş-dönüş seyahat rüzgâr estiğinde daha mı uzun sürer daha mı kısa yoksa aynı zamanda mı tamamlanır?
     Aşağıdaki dizide sıradaki harf hangisi olmalıdır?
SSS, SCC, C, SC
     Siz ve komşunuz kullanmadığınız eşyalarınızı satmak için bahçenizde aynı gün satış düzenliyorsunuz. Her ikiniz de tamamen aynı eşyadan bir tane satmayı planlıyorsunuz. Siz eşyanızı 100 dolara komşunuz ise kendininkini 40 dolara satmayı planlıyor. Eşyalar tamamen aynı durumda. Komşunuzla çok iyi ilişkiler içinde olmadığınızı varsayarsak ne yaparsınız?
     Pikabın üzerine bir bardak su koyduğunuzu ve plağın dönüş hızını yavaşça arttırdığınızı farz edin. İlk olarak ne olur, bardak kayarak düşer ya da devrilir mi yoksa içindeki su bardağın kenarından dökülür mü?
Sf: 33
     Yaratıcılık Mezhebi
"Sekize sekiz bir koridordasınız" açıklamasını yapan mülakat sorumlusu devam ediyor "Karanlıklar Prensi önünüzde beliriyor."
Microsoft program müdürü Chris Sells tarafından yönetilen bu tuhaf iş görüşmesi böyle başlıyor. "Şeytan gibi mi?" diye soruyor şanssız aday.
"Herhangi bir karanlıklar prensi olabilir" diye cevap veriyor.
"Ne yapardınız?"
"Koşarak kaçabilir miyim?"
"Kaçmak istiyor musunuz?"
"Hmmm. Sanırım istemiyorum. Herhangi bir silahım var mı?"
"Ne tür bir silah isterdiniz?"
"Hmm, uzun menzilli bir silah?"
"Ne gibi?"
"Bir Tatar yayı olabilir?"
"Elinizde ne tür bir mühimmat var?"
"Buzdan oklar?"
"Niçin?"
"Çünkü Karanlıklar Prensi ateşten oluşmuş bir yaratık."
Bu cevap mülakat sorumlusunun hoşuna gider. "Peki sonra ne yaparsınız?"
"Ona ateş ederim?"
"Hayır, ne yaparsınız?" Sessizlik. "Onu harcarsınız! Siz, Karanlıklar Prensi'ni HARCARSINIZ."
1963 senesinde davranış bilimcileri Marvin D. Dunnette ve Bernard M. Bass aşağıdakileri satırları kaleme aldılar,
Mülakatlar, masraflı, verimsiz ve genellikle faydasız prosedürler olmalarına rağmen işçi seçiminde kullanılan en yaygın yöntem olmaya devam etmektedir.
Sf: 34
     Aradan geçen yaklaşık bir düzine yıldan sonra işe alım memuru Robert Martin aşağıdaki yorumu yaptı.
Karşılaştığım kurumsal işe alım memurlarının büyük çoğunluğu düzgün ve iyi niyetli insanlar. Ancak şu ana kadar kendim dâhil ne yaptığını bilen işe alım memuruyla karşılaşmadım.
Yeni ekonomi bu durumun farkına varmıştı. BitTorrent'in kurucusu Bram Cohen "İş görüşmelerinde bir insanın hoşsohbet biri olup olmadığını anlayabilirsiniz ve tamamen vasıfsız elemanları ayırt etmek için bazı teknik sorular sorabilirsiniz, ancak bunun ötesinde zar da atsanız aynı sonucu elde edersiniz" yorumunu yapmıştır. Google'ın insan kaynakları müdürü Laszlo Bock konuyu daha kısa ve öz şekilde özetliyor: "İş görüşmeleri performans ölçmek için berbat araçlardır."
Mülakat sorumluları kaçınılmaz şekilde "iş görüşmelerinde iyi sonuç alan" -iyi görünen, ağzı laf yapan ve doğru espriler üreten adayları tercih ediyor. Ancak iş görüşmelerinde iyi sonuç elde etmek başarılı olmakla aynı şey değil. Tabii ki çoğu mülakat sorumlusu bunun farkında olduğunu ve mülakatları buna göre ayarladığını savunacaktır. Yapılan araştırmaların çoğu mülakatları yeterince ayarlayamadıklarını ortaya koyuyor.
Sf: 36
     Florida Hava Üssü, ayda 1.100 harp okulu öğrencisine eğitim vermekle görevlendirilmişti. Herkes pilot olmak için yeterli özelliklere sahip değildi. Eğitim zor, pahalıydı.
Listede yer alan bir soru öğrencilerin pilot olarak başarıya ulaşma olasılığını anketteki soruların tümünden daha iyi tahmin ediyordu.
Söz konusu soru "Daha evvel hiç uçan bir uçak maketi yaptınız mı?" idi.
Sf: 38
     Eşit oranda soruna yol açan bir diğer husus da yüksek IQ puanı alanların her zaman iyi çalışanlar olmadığıydı. Bazıları hayatlarını pek fazla bir şey başaramayan zeki aylaklar olarak geçiriyordu.
Thomas Edison'un asistanlarından biri olan Cornell mezunu mühendis Louis Leon Thunderstone zekâ ve başarı arasındaki bağlantının gizeminden o kadar etkinlenmişti ki sonradan psikolog oldu. Thurstone, IQ testlerinin eski yandaşlarının aksine "zekânın" tek bir olgu olmadığını, akıcı konuşma, görsel uzamsal yetenekler ve mantık gibi birden fazla belirgin becerinin bileşimi olduğunu savundu. Thurstone'a göre bu beceriler arasında pek fazla bağlantı bulunmamaktaydı. Bir konuda çok parlak, diğer her şeyde çok başarısız olabilirdiniz.
Sf: 39
     Hepimiz "zekâ" kelimesinin aşağı yukarı ne anlama geldiğini biliyoruz. Zekâ, doğru mantık yürütme ve etrafımızdaki dünyanın inceliklerini kavrama yeteneğidir. Zeki insanlar yeterli motivasyona sahip oldukları sürece her şeyi çabuk kavrayan, okulda ve işyerinde başarılı olan kişilerdir. "Yaratıcılık" daha soyut bir kelimedir. Motive edici konuşmalar yapanlar genellikle Leonardo da Vinci, Steve Jobs, Shakespeare, Henry Ford, Picasso ve Oprah Winfrey gibilerinden -her biri yaratıcılıkları ölçülebilir insanlardır- bahsederek kendilerine pay çıkarır. "Yaratıcılığın" ticari boyutu genellikle "başarı" ile bağdaştırılır. Ancak, çoğu başarı hikâyesi herhangi basit bir tanıma meydan okumaktadır.
Sf: 40
     Google'ı kurma fikri rüyada gelmiştir. Google fikri aklına gelen Larry Page bir gece uykusundan uyanmıştır, "Tüm interneti indirebilsek ve sadece bağlantıları saklasak ne olurdu... Bir kalem alıp yazmaya başladım." Page'i, dünyayı değiştiren bir şirket kuramayan diğer doktora yapmış insanlardan ayıran neydi? Şanslı bir rüya mı? Yoksa daha fazlası mı?
Aslında bu sonuçları yaratan bildiğiniz zekâ, azim, çalışkanlık ve doğru zamanda doğru yerde bulunmaktır.
Thomas Edison zekâ ve yaratıcılık arasında "özel bir şey olmadığını savunan kesimdendi. "Deha, yüzde 1 ilham yüzde 99 alın terinden oluşur" demişti.
Edison veya Page'den daha az zeki ve azimli olan biri bu "şanslı" ilham kaynaklarını değerlendiremeyebilirdi. Başka bir deyişte belirtildiği gibi insanlar kendi şanslarını kendileri yaratır.
Bu hipoteze göre yaratıcı olmak için zeki olmak gerekir, ancak bunun tersi geçerli değildir. Yaratıcı, başarılı kişilerden oluşan rastgele seçilmiş bir grup insanı incelerseniz, bu insanların neredeyse tamamının oldukça zeki olduğunu görürsünüz. Ancak, çok zeki kişilerden oluşan rastgele seçilmiş bir grup insanı incelerseniz, çok azının yaratıcı olduğunu veya iş hayatında bariz bir şekilde başarılı olduğunu görürsünüz. Başka bir deyişle Mensa toplantıları başarısız, zeki insanlarla doludur.
Yaratıcılık, yeni veya alışılagelmemiş bir şeyin üretilmesidir.
Sf: 42
     Guilford'un klasik aykırı düşünme testi bir tuğlanın sıradışı bir şekilde kullanılabileceği, mümkün olan en fazla durumun düşünülmesini kapsıyordu. Ne kadar çok cevap olursa o kadar yaratıcı olduğu kanısına varılıyordu.
Bank of America'da kullanılan daha ticari bir güncelleme, adayın bir torbadan rastgele bir cisim seçmesi ve seçtiği cisim için doğaçlama bir satış konuşması yapmasını içerir. "Puanlama" her ne kadar gayri resmi de olsa Guilford'un puanlaması ile büyük benzerlikler gösterir. Cismi satmak için ne kadar fazla özelliğe değinilirse adayların aldığı puanlar o kadar yüksek olur ve orijinal düşünceler için de fazla puan verilir.
     Okuduklarınızı hatırlamak kolay değildir, özellikle de aradan uzun seneler geçtikten sonra. Bu sorunu nasıl çözersiniz?
Aykırı düşüncenin tamamlayıcısı yakınsak düşüncedir. Bu, olasılıkları sınırlandırmak için mantık ve içgüdüleri kullanma -olası cevapların hangisinin sorunu en iyi şekilde çözüme ulaştırdığına karar verme- sürecidir. Yakınsak düşünceyi anlamak daha kolaydır. Mantığa dayalı bir kanıtı kelimelerle ifade edebiliriz. Ancak, aklımıza "çılgınca" fikirlerin nasıl geldiğini ifade etmek pek o kadar kolay değildir. Fikirlerin akmasını sağlamak da pek o kadar kolay değildir.
("Düşünmeye çalışıyorum, ama hiçbir şey olmuyor!") Aykırı ve yakınsak düşünce bir yin ve yang çift-eşliliğidir. Başarılı yenilikçiler her ikisine de ihtiyaç duyar. Sadece aykırı düşüncede başarılı olanlar yüzeysel başarılar elde edebilir; sadece yakınsak düşünce konusunda kalibiyetli olanlar ise zeki ama yaratıcı değillerdir.
Sf: 44
     Oxbridge ve IBM
İngiltere'de, Oxford ve Cambridge üniversitelerine başvuran öğrenciler uzun süreden beri zorlu mülakatlara tabi tutulmaktaydı. Aralarında bulmaca ve felsefi çelişkiler olan "Oxbridge soruları" belirgin bir şekilde İngiliz mizah anlayışıyla harmanlanırdı. İzci Kızların siyasi gündemi var mı? Mars'tan gelen birine insanı nasıl tarif ederdin? Bir inekte dünyadaki suyun yüzde kaçı bulunur? Bir psikopatı (hayatta tek zevk aldığı şey adam öldürmek olan) istediği kadar adam "öldürmesi" için sanal-gerçeklik makinesine bağlamak ahlak kuralları açısından doğru mudur? Cambridge ilahiyat fakültesi öğrencilerine ise şu şaşırtıcı sorular sorulmaktaydı: İnsanoğlu gezegenimizden yok olursa Hz. İsa dünyaya ikinci kez gelir mi?
Sf: 45
     IBM'e şirketin efsanevi mühendislerinden John W. Backus, insan kaynakları departmanının kâbusu haline gelmişti. Kendisi bir türlü ölçülemeyen sayısız yeteneğe sahipti. Virginia Üniversitesi'nde başarısız olup okuldan atıldıktan sonda II. Dünya Savaşı'nda ABD ordusunda askere alınmıştı. Backus üzerinde bir dizi yetenek testi yapan ordu sıradan hizmet için aşırı zeki olduğu kanaatine vardı. Bunun yerine masrafları kamu tarafından karşılanıp yeniden üniversiteye gönderildi.
Sf: 46
     Backus yaratıcılık sürecini Edison ve Torrance'a benzer şekilde tarif etmiştir: "Birçok fikir geliştirmeli ve daha sonra çok çalışarak işe yaramayanları bulmalısınız. Bu işlemi işe yarayan fikri bulana kadar tekrar etmelisiniz."
Sf: 47
     Sergey'in ruhunu şeytana satmak
2004 senesinin Temmuz ayında, ülkenin zıt kenarlarında iki esrarengiz reklam panosu yükseldi. Biri Harvard Meydanı'na; diğeri ise Silikon Vadisi'nde 101 numaralı otobanın çıkışına yerleştirildi. Her bir reklam panosunun üzerinde, beyaz bir arka plan üzerinde aşağıdaki kelimeleri içeren, siyah renkte yazılmış bir metin vardı: e sayısının ardışık
rakamları içinde bulunan .com ilk 10 haneli asal sayı
     Reklam panolarını kimin astığı ve neyin reklamının yapıldığına dair herhangi bir bilgi yoktu.
Bu bir testti. Beklendiği üzere reklam panoları basının ilgisini çekti. Matematiğe yatkın bir dizi blog yazarı reklam panoları hakkında yazılar yazdı; daha sonra NPR, gizemli panolar hakkında bir haber yayımladı. Bulmacayı çözen ilk kişilerden biri fizikçi ve matematikçi Stephen Wolfram'dı.
Sf: 48
     Aynı pi gibi e sayısı da ondalık gösterimle tam olarak ifade edilemez. 2,71828... ile başlayan ve kendisini hiçbir zaman tekrar etmeyen, sonsuz bir rakam zinciridir.
Bulmacaya da bu yüzden uygundur. Euler sayısının rakamları hiç tekrar etmediği için yeterince dikkatli bakıldığında e sayısının içinde herhangi bir sayı dizisi bulmak mümkündür. Telefon numaranız e sayısının içinde bir yerde gizlidir. Diğer herkesin telefon numarası, kredi puanları ve beyzbolda vuruş ortalamaları da e sayısının içinde yer almaktadır. Bunun yanında dünyanın nüfusu, yarın lotoda ikramiye kazanacak numaralar, Tangier'ın hava sıcaklığı da bu sayıda gizlidir.
Reklam panoları e sayısının rakamları arasında yer alan ilk 10 haneli asal sayıyı soruyordu. Asal sayılar, kendisinden başka 1'den büyük herhangi bir sayıya bölünemeyen sayılardır. 7 bir asal sayıdır ve aynı şekilde 23 de bir asal sayıdır. Sekiz asal sayı değildir çünkü 2 ve 4'e bölünebilir. 25'de asal sayı değildir, çünkü 5'e bölünebilir. Antik yunan çağlarından beri asal sayıların dağılımının belirli bir düzeni olmadığı bilinmektedir. Her ebattan asal sayılar mevcuttur.
Bu yöntem size sandığınız kadar yardımcı olmayabilir. Belirli , kısa bir sayının (ağırlığınız gibi) e sayısı içinde ilk defa belirdiği noktayı bulmak isterseniz tek yapmanız gereken rakam listesinin bulunduğu sayfaya gitmek ve tarayıcınızın arama işlevini kullanarak aradığınız sayının konumunu belirlemektedir. Ne yazık ki çok miktarda 10 haneli asal sayı bulunmamaktadır: 400 milyondan fazla. Sonuca ulaşmak için bir kilit üzerindeki her olasılığı deneyen bir hırsız gibi her bir sayıyı test etmeniz gerekir. Size asal sayıları okuyan bir yardımcınız bile olsa ve uyku uyumadan saniyede bir asal sayıyı test edebileceğinizi varsayarak tüm olasılıkları denemeniz 14 yılınızı alır.
Bu bulmacayı çözmenin tek gerçekçi yöntemi kod yazmaktır. Wolftram da aynen bunu yaptı. Şans eseri Mathematica yazılımı teorik sayısal hesaplamalar yapmak için geliştirilmişti. Wolftram'ın kullandığı kod şöyleydi:
Select [FromDigits/@Partition[ First [RealDigits[E, 10,1000]],10,1] 10,1] ,PrimeQ,1]
Sf: 50
     Bu kod 10 haneli asal sayıyı 7.427.466.391 olarak belirledi. e sayısının odalık noktasından sonra 99. haneden başlıyordu:
2, 7 1 8 2 8 1 8 2 8 4 5 9 0 4 5 2 3 5 3 3 6 02 7 8 4 7 1
3 5 2 6 6 2 4 9 5 7 7 7 5 7 2 4 7 0 0 9 3 6 9 9 9 5 9 5 7 4 9 6
6967627724076630355475945713821785251664
27427466391...
Reklam panosunda parantezin yanında .com ibaresi yer alıyordu. Wolfram bir tarayıcıya "7427466391.com" yazdı. Tarayıcı onu "Tebrikler. İkinci seviyeye ulaştınız" yazan bir sayfaya yönlendirdi. Bunu takip eden ikinci bir bulmaca vardı. İkinci bulmacayı doğru cevap vermek bulmacayı çözenin üçüncü seviyeye geçmesine olanak tanıyordu. Dünyanın dört bir yanında bulunan zeki insanlar bulmacaları çözmek için uğraşıyordu. Bilgisayar oyunlarında da olduğu gibi seviye arttıkça oyuncu sayısı dramatik şekilde azalıyordu. Bir dizi bulmacaya doğru yanıt verdikten sonra bir ödül kazanılıyordu: Google'a özgeçmiş yollamak için bir davetiye.
Dünyadaki hiçbir şirket entelektüel meydan okumaların popülerleşmesi için Google kadar katkıda bulunmamıştı.
Sf: 51
     Panolar Google'a hem eski medyanın ilgisini -üstelik çok düşük bir ücret karşılığında- hem de internette viral pazarlama olanağı sağlamıştır.
Sf: 52
     Apple Kilisesi
Apple'ın grup mülakatlarında sorulan sorulardan biri şirketin kurumsal kültürü hakkında oldukça fazla bilgi verir: "2001'de neler oldu?" 9/11 saldırılarından bahsederseniz size havalı bir şekilde başka iyi cevapların da olduğu hatırlatılır. "Doğru" cevaplar: "iPod piyasaya sürüldü!" ile "ilk Apple mağazası açıldı!" olmalıdır.
Sf: 53
     Bu şirketin kapısından içeri adım atmak, gece kulüplerindeki etkinin aynısını yapıyor. Popüler olanlara girmek bir hayli zordur. Ücretsiz abur cubur sunan, yeni evli ve yeni çocuk sahibi olanlara pahalı hediyeler veren Hewlett-Packard bunun öncülerinden biri oldu. Google'ın sunduğu ayrıcalıkların çoğu Genentech (gayri resmi Cuma toplantıları) ve Facebook (köpeğini işe getirme) gibi diğer şirketlerden uyarlanmıştır.
Google'ın ilk yatırımcıları dağıtılan ücretsiz yemeklerden rahatsız olduklarında Sergey Brin karakteristik bir sayısal savunma yaptı: Aksi halde çalışanların öğle yemeğine araçlarıyla gitmeleri, hizmeti almak için beklemeleri ve araçlarına binip dönmeleri gerekir. Kampüs içinde yemek her çalışanın günde yarım saat kazanmasına yol açar. Buna dayanarak yiyeceklerin kendi masrafını çıkarttığını söyleyebiliriz.
Sf: 54
     Yazılım şirketi olan Asana'da yeni çalışanlara bilgisayar ve elektronik eşya satın almak için 10.000 dolar veriliyor. Bazen şirketlerin potansiyel çalışanlarının önünde sallandıracağı bir şeyler bulmak için hayli çaba sarf ettikleri yönünde bir izlenim oluşuyor. Çalışma saatlerinden sonra Scribd, San Francisco ofisini go-kart pistine dönüştürüyor. Şirkette asılarak kaymak için kullanılan çelik halat da var Sosyal ağ oyunları şirketi Zynga, telefon veya kablo televizyon bağlantısı için çalışanlarının evlerine birini göndereceğine dair söz veriyor. Zynga'nın insan kaynakları müdürü Colleen McCreary "Okuldan sonraki ilk işleri burası olan bir iş gücüne sahibiz" yorumunu yapmıştı. "Başka bir yerde çalışmak isterlerse endişelenmek gerekir."
Sf: 56
SORULAR
Geleneksel bilmeceler
     Aşağıda, teknoloji şirketlerinin iş görüşmelerinde uzun yıllardır kullandığı bilmecelerden çeşitli örnekler sunuldu.
     Nehrin bir kenarında üç adam ve üç aslan bulunmaktadır. Bunları, bir seferde sadece iki canlıyı (bir insan ve bir aslan) taşıyabilen bir kayık ile nehrin diğer tarafına taşımanız gerekiyor. Nehrin hiçbir kenarında aslanların insanlara sayıca üstün olmasına izin vermemelisiniz, çünkü bu durumda insanları yiyeceklerdir. Hepsini nehrin diğer kıyısına nasıl taşırsınız?
     Sadece bir adet dört ve bir adet de yedi dakikalık kum saati kullanarak dokuz dakikayı kesin bir şekilde nasıl ölçersiniz?
     Herhangi bir para üstünü ödeyebilmek için en az kaç adet bozuk paranız olmalıdır?
     Bir karanlık odadasınız ve elinize içinde yüzleri yukarı bakan N sayıda kart olan ve geri kalanı da aşağı bakan kartlardan oluşan bir deste kağıt veriliyor. Kartları göremiyorsunuz. Desteyi her bir destede yüzleri yukarı bakan aynı sayıda kart olacak şekilde nasıl ikiye ayırabilirsiniz?
     Size bir kalıp peynir ve bir adet bıçak veriliyor. Peynir kalıbını 27 ufak küpe bölmek için kalıba kaç adet düz kesik atmanız gerekir?
     Önünüzde üç kutu, birinin içinde de değerli bir hediye var; kutulardan ikisi boş. Bir kutu seçmeniz isteniyor ve hangi kutuda hediye olduğu size söylenmiyor. Bunun yerine seçmediğiniz kutulardan biri açılarak içinin boş olduğu gösteriliyor. Size, ilk başta seçtiğiniz kutuyu elinizde tutmanız veya açılmamış diğer kutuyla değiştirmeniz için bir fırsat sunuluyor. Hangisini yapmayı tercih edersiniz: İlk kutuyu elinizde tutmak mı yoksa değiştirmek mi
     Zeminine helyum dolu bir balon bağlanmış bir arabanın içindesiniz. Arabanın camları kapalı. Gaz pedalına bastığınızda balona ne olur, ileri gider ya da geri mi gider yoksa aynı yerinde mi kalır?
Sf: 60
     "Herhangi bir süper kahraman olabilseydiniz hangisini olmayı tercih ederdiniz?"
"Kişiliğinizi en iyi hangi renk temsil ediyor?"
"En çok hangi hayvana benziyorsunuz?"
bu sorular sırası ile AT&T, Johnson and Johnson ve Bank of America'da sorulan sorular.
Sf: 61
     Eleme soruları ve litmus testleri
Rakesh Agrawal mülakata aldığı adaylara en sevdikleri internet ürününün ne olduğunu sorar. Bir sonraki sorusu "Bu ürünü nasıl geliştirirsiniz?" olur.
"Bana Gmail hakkında tutkulu olduklarını söyleyen, daha sonra da ürünün ilk sunulduğundan beri sahip olduğu bazı özelliklerin ürüne dâhil edilmesi gerektiğini savunanlar oldu."
Morgan Stanley adaylardan Financial Times'ta okudukları güncel bir haber hakkında yorum yapmalarını -görünüşe bakılırsa adayların büyük çoğunluğu bunu yapamaz- veya 0.01 sayısının karekökünün (0,1) ne olduğunu söylemelerini ister. JP Morgan Chase pi sayının değerini sorar. Adayların kaç tane rakam sayabileceklerini seyretmenin öğretici olduğuna inanırlar.
Sf: 62
     Bloomberg LP redaksiyon düşkünüdür. Bazı adaylara belirli bir harfin paragraf içinde kaç defa tekrar ettiği sorulur hem büyük harf hem de küçük harf olarak. Bu göründüğünden çok daha zordur. (bana inanmıyor musunuz? Bu paragraf içinde yer alan h'leri sayın. Bu paragrafta toplam 10 adet h harfi bulunmaktadır ve çok az kişi hepsini doğru şekilde sayabilir).
Morgan Stanley'in koruma fonu PDT'nin yöneticisi Peter Muller, iş başvurusu yapan adaylara cüzdanında ne kadar nakit olduğunu tahmin etmelerini sormakla ünlenmiştir, hem de "yüzde 95 doğruluk payı ile." Adayın bir düşük miktar, bir de yüksek miktar telaffuz etmesi ve cüzdanda bulunan nakit miktarın bu aralıkta olduğu yüzde 95 oranında emin olması istenmektedir. 
Dikkatli davranmaya çalışanlar genellikle düşük miktar olarak sıfır sayısını seçer (Muller gibi biri yanında nakit taşıyacak seviyeyi aşmış olabilir) ve yüksek miktar olarak da genellikle 500 doları telaffuz ederler. Muller cüzdanından hemen 500 dolar çıkarır.
Tahmininizi gözden geçirmek ister misiniz? İkinci tahminlerinde ne kadar yüksek bir miktar telaffuz ederlerse etsinler, Muller bu miktarı cüzdanından çıkarır, tıpkı kulaklarının arkasından bozuk para çıkaran bir sihirbaz gibi.
"Bir çizgi film kahramanı olsaydınız hangisi olurdunuz ve niçin?" Bu soru, Bank of America'nın kişisel bankacık alanında iş başvurusu yapan adaylara yönelttiği bir soru. Adaylardan biri bu soruyu "Ayı Yogi" diye cevaplamış."Bunu neden söylediğimi tam olarak hatırlamıyorum, ama mülakat sorumlularının hepsinin hoşuna gitti." Aday hemen işe alınmış.
Sf: 63
     Whole Foods'un mülakat sorumluları adaylardan hayallerindeki mükemmel "son yemeği" anlatmalarını istiyor. Bu, adayların yiyeceklere ilişkin bilgisini ve tutkusunu değerlendirmenin hızlı bir yöntemi. Aynı yöntemi seyahat konusunda uygulayan Expedia adaylara "Bir yerde kamp yapsanız çadırınızı nereye kurarsınız?" gibi sorular yöneltiyor.
Sf: 64
     Larry Page'inaçıkladığı üzere, "Bir iş gezisinde uzunca bir bekleme süresi boyunca havaalanında beraber (adayla) mahsur kaldığınızı düşünün. Bu durum sizi mutlu mu eder?
Sf: 65
     Sonneborn adlı kimya şirketinin insan kaynakları müdürü Anita Orozco bunun nedenini "Adayların geçmişte kötü kararlar verdiğine dair deliller bulunuyorsa bu karar verme mekanizmasının kurumunuza sızmasını istemezsiniz" diyerek açıklıyor.
Dahası, Machiavellian şirketi halihazırda issiz olan adayları işe almama politikası uyguluyor. Bu uygulama diğer şirketlerin çalışanlarının işlerine son verdiklerinde "en iyi" çalışanları ellerinde tutmaya çalıştığı varsayımına dayanıyor. Bu yüzden en iyi işçiler çalışanlarının bir kısmını işten çıkarmak zorunda kalan şirketlerde yoğunlaşmış olarak ve diğer şirketler de bu kişileri işe almak isteyecektir -gerçekten işe ihtiyacı olanları değil.
Sf: 66
     Gelecek vaat eden adaylara birkaç aylığına deneme görevi (az miktarda veya hiçbir hak sağlanmayarak) teklif etmek giderek popülerleşen bir yöntem. Google'da bu seviyeye ulaşan adaylar taşeron olarak bilinir.
Geleneksel mülakat soruları işe yarıyor mu?
Sf: 67
     Psikolog Daniel Kahneman bir zamanlar İsrail ordusunda subay eğitimi verilecek adayların belirlenmesi için kullanılan bir teste ilişkin hikâyeden bahseder. Rütbeleri sökülmüş sekiz askerden oluşan gruba bir telefon direğini yere veya duvara değdirmeden duvarın üzerinden taşıma emri verilir. Bunun amacı, hangi askerin üzerlerine sorumluluk alacağı ("doğal liderler") ve hangi askerlerin de süklüm püklüm onların ardından sıraya gireceğini ("takipçiler") görmektir. Kahneman daha sonra yöntemle ilgili " ancak kimin lider kimin takipçi olduğunu anlayamadık" demişti.
Sf: 68
     İş arayanların çoğu, birçok yetenekli adayın günümüzde sıklıkla sorulan, geleneksel olmayan mülakat sorularını cevaplamakta başarısız olduğundan şikayet ediyor.
Sf: 68
     İş teklifi veya adayın reddedilmesi günler veya haftalar sonra gerçekleşmeli. Bu sayede ani, duygusal kararlar verilmesinin önüne geçilir.
Sf: 74
     Psikolog Todd bu konuyu, "İnsanların işbirlikçi olmasını ve inşa ettikleri her şeyin bir takım olarak inşa edildiğinin farkında olmalarını istiyoruz" diye ifade ediyor. " Bir parça kod üzerinde çalışıp bunun normal bir şey olduğunu varsayamazsınız; kodunuzun diğer insanlarınkiyle beraber çalışması gerekir."
İnsanlar genellikler işverenlerin duymak istediğini düşündükleri şeyleri söyleme eğiliminde.
Sf: 77
     Tıbbi bilişim alanında yüksek lisans yapmış bir fizikçi olan Roni Zeigler geçmişi sorgulanırken kendisinden lise notları istendiğini anımsayarak, o zamanlar bunun kendisini oldukça şaşırttığını belirtiyor (Zeigler işe alınmış).
Sf: 79
     Carlisle'ın dediğine göre "Mülakat sorumluları adayları nasıl nazik bir şekilde reddedebileceklerini öğrenmek için kursa giderler." Google "mülakatlarının" en büyük bölümünü iş örneklemesi oluşturur. Bir mühendisten bir uygulamaya kod yazması istenir; halkla ilişkiler bölümüne başvurulan bir adaya basın açıklaması hazırlatılır.
Sf: 81
     Mülakat sorumlularının düzenlediği raporlar adayların paketlerine eklenerek işe alım kuruluna gönderilir. Kurul aday hakkında olumlu bir karar verirse paketi farklı bir kurul daha gözden geçirir. Adayın yaptığı başvurunun bu kuruldan da onay alması durumunda paket bir diğer kurulun onayına sunulur. Son olarak her işe alım kararı onay için Larry Page'e gider. Google'daki işe alım süreci bir algoritmadan ziyade bürokrasiyi andırır.
karar verme sürecini etkileyebilecek herhangi bir alışkanlıktan kaynaklanabilecek, daha geniş anlamda bir önyargıdan bahsediyorum. Örneğin bir mülakat sorumlusu "Stanford Üniversitesi'nde doktora yapmış birini işe alarak hata yapamazsınız" diye ifade ettiği bir görüşe sahiptir. Bu görüş eğer kıyas noktalarından birine gereğinden fazla ağırlık verilmesine yol açıyorsa, ki bu durumda büyük ihtimalle öyle olmaktadır, bu bir önyargıdır. Diğer taraftan, eğer bir işveren alınan derecelerin ve mezun olunan okulların herhangi bir anlam ifade etmediğini düşünüyor ve bu özelliklere ağırlık vermiyorsa bu da aynı şekilde bir önyargıdır.
Biz burada müdürlere "kendi kararınızı veremezsiniz, çünkü herkesin kendine göre önyargıları olduğunu düşünüyoruz, doğru kararı vermesi konusunda herhangi bir bireye güvenemeyiz" diyoruz. Görünüşte çok karmaşık ve zaman alıcı bir süreç uygulasak da nihayetinde hedefimiz yanlış pozitifleri azaltmaktır."
Yanlış pozitifler ve yanlış negatifler
Bir yanlış pozitif adaylardan birinin tüm elemelerden geçip işe alınması, ancak daha sonra başarısız bir çalışan olmasıdır.
Sf: 83
     Bunun zıttı da yanlış negatiftir ve işe alınması durumunda başarılı olacak bir adayın işe alım sürecinde reddedilmesidir.
Setty "Sistemimiz yüzünden ne kadar yanlış negatif elendiğini bilmiyoruz" itirafında bulunmuştur. "Bunu bilmiyoruz çünkü onları işe almadık."
Sf: 84
     Obama sorusu
Google'ın mülakat sorumlularından "Rögar kapakları niçin yuvarlaktır?" gibi diğer şirketlerde sorulan popüler bilmeceleri sormamaları istenir.
Sf: 86
     Setty "Genelde özel bir pozisyonu dolduracak adaylar aramıyoruz" demişti. "Google'ın zamanla nasıl değiştiğine ve büyüdüğüne bakarsak insanların şirkete belirli roller üstlenerek girdiğini ancak çoğu zaman beş sene sonra tamamen farklı bir iş yaptıklarını görürüz. İşe alımı belirli bir pozisyonu doldurmak için yapamazsınız; biz Google'ın bütünü için işe alım yapmaya çalışıyoruz."
Sf: 87
     Google'ın iş başvurusu yapan adayların IP adreslerini kullanarak arama geçmişlerini kontrol ettiğidir. Bunu yapmak Google'ın yakın zamanda hangi iş bulma sitelerini ziyaret ettiğinize ilişkin bilgilere ulaşmasına olanak tanıyabilir, hatta bunun yanında hakkınızda daha bir sürü ilginç bilgiye erişim sağlayabilir.
Sf: 88
işe başvuran adayların sosyal ağlardaki hesaplarını kontrol eden şirketlerin oranı 2008'de yüzde 22 iken, bu oran 2009'a gelindiğinde yüzde 45'e ulaşmış.
Sf: 89
     Carlisle ve devam ediyor "Bu yüzden LinkedIn, Facebook ya da YouTube'a yükledikleri videolarda ve uygulamalarda yer alan bilgiler arasında bağlantı oluşturabilecek ve tüm bu bilgileri daha kolay erişilebilir bir noktada birleştirebilecek bir şey olsa, oldukça ilgimi çekerdi." Bunun gerçekleşmesi şuan için boş bir hayal, ama böyle bir şeyin yakın zamanda ortaya çıkma olasılığının olduğunu düşünüyorum.
Sf: 90
     İşverenlerin yüzde 29 adayların zayıf iletişim becerilerine sahip olmalarının reddedilmelerine yol açabilecek potansiyel bir neden olabileceği belirtiyor. Söz konusu zayıf iletişim becerilerine bir dizi dilbilgisi hatası da dahil. İşverenlerin yüzde 16'sı "mesaj dili" içeren başvuruların değerlendirmeye alınmadığını belirtiyor (örneğin "TŞK, TMM").
SORULAR
Klasik Google bilmeceleri
     San Francisco şehri için bir tahliye planı tasarlayın.
     Tüm ebeveynlerin erkek çocuğa sahip olmak istediği bir ülke düşünün. Her aile erkek çocuk yapana kadar çocuk sahibi olmaya devam ediyor ve sonra çocuk yapmayı kesiyor. Bu ülkede erkeklerin kızlara oranı nedir?
     Boş bir otobanda 30 dakikalık süre zarfında araba gözlemleme olasılığı yüzde 95'tir. 10 dakikalık sürede araba gözlemleme olasılığı nedir?
     Bir tavuğu programlama dili kullanarak tavsiye edin.
     Merdivendesiniz ve her adımda ya bir ya da iki basamak inmenize izin veriliyor. N'inci basamağa ulaşmanın kaç yolu vardır?
     N adet şirketi birleştirerek büyük bir şirket oluşturmak istiyorsunuz. Bunu yapmanın kaç farklı yolu vardır.
     Şu ana kadar gördüğünüz en güzel denklem hangisidir? Cevabınızı açıklayın.
Sf: 94
     Gerçek hikâye: Brin, Stanford Üniversitesi'nde yer alan ve bağışçısı William Gates'in adını taşıyan bilgisayar bilimleri binasında lisansüstü çalışmaları yürütmüş. Gates Binası'nın her odasına dört haneli numaralar tahsis etmiş. Brin, "Binada 10.000 tane oda olmadığı için her odaya dört haneli numaralar tahsis edilmesinden biraz rahatsızlık duyduk" açıklamasını yapıyor. Daha sonra da üç rakamlı yeni bir numaralandırma sistemi geliştirilmiş. Binadaki oda sayısı 1000'den az, ancak Brin oda numaralarının ilk hanelerinin odaların bulunduğu katları sembolize etme geleneğinin korunması gerektiğini düşünmüş. "Benim yaptığım numaraları binanın etrafında sıraya dizmekti. Bina dış tarafında kalan odalara çift sayılar, iç tarafında kalan odalara da tek sayılar tahsis edildi. Numaraların ikinci basamağı ise binanın etrafında ne kadar mesafe kat etmeniz gerektiğini belirtiyor.
Sf: 95
     Google'ın yazım denetimlerini nasıl yaptığına bakalım: Yazım denetimleri sözlükleri temel almıyor; internetin tamamı kelime kullanım istatistiklerini temel alıyor. Bu yüzden Google, yanlış yazılan adınızı nasıl düzelteceğini bilir, ancak Microsoft Word bilemez.
Bob ve Eve
Bu "daha yüksek soyutlama seviyesi" Google'ın mülakat sorularının çoğunda görülür. Örneğin, aşağıdaki soruyu ele alalım:
     Bob'un telefon numaralarınızı aldığından emin olmak istiyorsunuz. Telefon numarasını doğrudan kendisine soramıyorsunuz. Bunun yerine bir kart üzerine mesaj yazıp ona iletmesi için aracılık yapan Eve'e veriyorsunuz. Eve kartı Bob'a ulaştırıyor ve o da mesajını size iletmesi için Eve'e veriyor. Eve'in telefon numaranızı öğrenmesini istemiyorsunuz. Bob'a mesajınızda ne sorarsınız?
Sf: 97
Microsoft Cevabı
"Bob, bu talimatları dikkatli bir şekilde sorgusuz sualsiz yerine getirmen gerekiyor. Benim telefon numaram normal, 10 haneli bir numara olduğunu varsayalım, ilk olarak, bu sayının küpünü hesaplaman gerekiyor (sayıyı kendisi ile çarp ve elde ettiğin sonucu orijinal sayı ile tekrar çarp). Çarpım işleminden elde ettiğin cevap 30 haneli bir sayı olacak ve bu cevabın hatasız olması gerekiyor. Sayıları el yordamıyla çarpmalı ve elde ettiğin sonuçtan emin olmak için iki defa kere kontrol etmelisin. Bu işlemden sonra hayatında yaptığın en uzun bölme işlemini yapman gerekiyor. Çarpım işleminden elde ettiğin sonucu 5.053.366.937.341.834.823 sayısına böl. Bölme işlemini de hatasız yapman gerekiyor. Bana sadece bölme işleminden kalan sayıyı gönder. Bölme işleminden elde ettiğin cevabın tamamını değil, sadece kalanı göndermelisin, bu çok önemli."
Google Cevabı
"Bob, elindeki numarayı kullanarak beni ara!"
Sf: 98
     Bu eğitimden daha da nadir bulunan bir şeyi test eder, size yardım edemediği durumlarda tüm bildiklerinizi bir kenara itebilme yeteneğinizi test eder.
Google'da sezgilerini kullanarak işe yarayan basit çözümler üretebilecek hünerli insanlar tercih edilmektedir.
Sf: 105
     (bu Tyma'nın mülakatlarda sorduğu bilmecelerinden biri). Her sayfada farklı bir üniversite öğrencisinin kayıtları bulunuyor. Sizden bu sayfaları öğrencilerin yaşlarına göre sıralamanız isteniyor. Bunu nasıl yaparsınız?
Tyma bu soruyu bilgisayar bilimleri hakkında en ufak bir fikri olmayan annesine sormuştu. Annesinin verdiği cevap Tyma'nın mülakatlarda görüştüğü eğitimli adayların çoğunun verdiği cevaptan daha etkiliydi.
Bu nasıl olabilirdi? Tyma'nın annesinin verdiği cevap sayfaları öğrencilerin yaşlarına göre yığınlar halinde istiflemeyi içeriyordu. Sıradaki sayfayı eline aldığında öğrencinin yaşına bakacaktı. Öğrenci 21 yaşındaysa, 21 yaşındaki öğrencilerin kayıtlarının bulunduğu listeye eklenecekti. Bir sonraki kayıt 19 yaşındaki bir öğrencinin kaydıysa, 19 yaşındaki öğrencilerin kayıtlarının bulunduğu listeye eklenecekti ve bu işlemi tüm kağıtlar istiflenene kadar devam ettirecekti. Her kayda sadece bir sefer bakması yeterli olacak, sayfaları istiflemeyi tamamladıktan sonra desteleri yaş sırasına göre üst üste koyacaktı. Cevap bu kadar basitti!
Sf: 106
     Bazen "yaratıcılık" sadece doğru mantık yürütmektedir.
Bir helikopter Seattle üzerinden uçarken oluşan arıza nedeniyle tüm elektronik navigasyon ve iletişim ekipmanları devre dışı kalır. Bulutlar o kadar yoğundur ki pilot hangi yöne gittiğini göremez. Nihayet yüksek bir bina görüp oraya doğru uçar ve elinde büyük harflerle NEREDEYİM? yazan bir pankart tutarak binanın etrafında döner. Yüksek binada bulunanlar bir başka pankartla pilota derhal cevap verir HELİKOPTERDESİN! Pilot gülümser, haritasına bakar, Sea-Tac Havaalanı'na giden rotayı belirler ve helikopteri güvenli bir şekilde yere indirir. Yere indikten sonra yardımcı pilot helikopteri indirmeyi nasıl başardığını sorar. Pilot, "Binanın Microsoft binası olduğunu anladım, çünkü teknik açıdan doğru, ancak hiçbir işe yaramayacak bir cevap verdiler" der.
Sf: 107
SORULAR
     Teknik açıdan doğru, ancak hiçbir işe yaramayacak cevapları vermekten kaçınmak
Aşağıdaki soruların her birinin basit ve pratik bir cevabı, ayrıca karmaşık ve hiç bir işe yaramayacak bir cevabı daha vardır. Bu bir ipucudur, ama uyarmadı demeyin: Karmaşık cevabı bulmak genellikle basit cevabı bulmaktan daha zordur (soruların cevaplarını sayfa 247'de bulabilirsiniz)
     Bir sentlik madeni paralardan oluşan Empire States Binası yüksekliğinde bir kuleniz olsa paraların hepsini bir odaya sığdırabilir misiniz?
     Elinizden 10.000 adet Apache sunucu ve 1 milyon dolar kazanmak için de bir gününüz var. Ne yaparsınız?
     İki adet tavşanımız var, Speedy ve Sluggo. Tavşanlar 100 metre yarışını koşunca Speedy bitiş çizgisini geçerken Sluggo 90 metre çizgisinde kalıyor (her iki tavşan da sabit hızda koşuyor.) İki tavşanı handikaplı bir yarışta yarıştırıyorsunuz. Speedy yarışa başlangıç çizgisinin 10 metre gerisinden başlıyor (ve 110 metre koşuyor), Sluggo ise her zamanki yerinden başlayıp 100 metre koşuyor. Yarışı hangisi kazanır?
     Üzerinde saniyeleri gösteren fazladan bir kolu olan analog bir saatiniz var. Saatiniz üç kolu birden günde kaç sefer tamamen üst üste gelir?
     Issız bir adada futbol oynayacaksınız, avantajın kimde olduğunu belirlemek için yazı tura atıyorsunuz. Ne yazık ki adadaki tek madeni para yamulmuş ve yazı tura atarak adil bir sonuç elde etmeniz zor. Elinizdeki yamuk madeni kullanarak nasıl adil bir karar verebilirsiniz?
Sf: 110
     Aldatıcı mülakat sorularına yönelik saha kılavuzu
Google'da yapılan mülakatlara katılmış bir adayın söylediği gibi "söylediğiniz şeylerin karşınızdakine ilginç mi yoksa aptalca mı geldiğini bilmediğinizde kendinizi "uzak boşluğunda kaybolmuş gibi" hissediyorsunuz.
Sf: 119
     Etraflıca düşünme bilmeceleri
Mayolu üç kadın var. Kadınların ikisi üzgün, biri de mutlu. Üzgün kadınlar gülümsüyor. Mutlu kadınlar ise ağlıyor. Açıklayın.
Sf: 122
     1998 senesinde, Larry Page ve Sergey Brin, sermaye edinmek için Google fikrini kuşkucu bir kişiliğe sahip olan yatırımcı Ram Shriram'a sundu. O da gözü kapalı sınama yapılması konusunda ısrarcı davrandı. Shriram çeşitli kelimeler seçip hem Google'da hem de zamanın en çok kullanılan diğer arama motorlarında arama yaptı. Tüm arama motorları arasında en hızlısı olan Google Shriram'dan 250.000 dolarlık çeki kaptı.
Sf: 126
     Daha akılcı ve gerçekçi cevap ise tişörtleri düzenlemek için 80-20 kuralını uygulamaktır. Büyük ihtimalle zamanınızın yüzde 80'inde tişörtlerinizin yüzde 20'sini giyiyorsunuzdur. Çoğu kıyafet nadiren giyilir. (ama "çöpe atılmayacak kadar değerlidir").
Bu kuralı uygulayabilmek için raf kategorilerinizi her rafa sadece birkaç tane sıklıkla giydiğiniz tişört düşecek şekilde tasarlamalısınız. Bunu her halükârda yapabilirsiniz: Herhangi bir kategoride çok fazla tişört olduğunda daha küçük, daha kısıtlayıcı alt-kategorilere ayırabilirsiniz. (örneğin, "kısa kollu mavi tişörtler" gibi). En sık giydiğiniz tişört, her yığının en üstünde yer almalıdır. Bu sayede sıkça giydiğiniz tişörtleri bulup değiştirmek kolaylaşır, sadece nadiren giydiğiniz bir tişörtü bulmak istediğinizde tişört yığınının altını üstüne getirirsiniz. Raflardaki diğer tişörtler de giydiğiniz sıklığa göre düzenlenmelidir. Bu sayede giymeyi isteme olasılığınız daha yüksek olacağı tişörtlere erişiminiz kolaylaşır.
SORULAR
     Aşağıda, çeşitli türlere ait popüler mülakat sorularından örnekler sunulmuştur. Soruları cevaplandırmadan önce her sorunun hangi türe ait olduğunu belirlemeye çalışın (soruların cevaplarını sayfa 254'te bulabilirsiniz).
     Seattle'da bulunan tüm camları silmek için kaç para istersiniz?
     Adamın biri arabasını otele kadar ittirir ve servetini kaybeder. Ne olmuştur?
     Dağın eteklerinden telesiyeje binip en tepede iniyorsunuz. Telesiyej üzerinde bulunan koltukların yüzde kaçının yanından geçersiniz?
     Üç cümle kullanarak sekiz yaşındaki yeğeninize veri tabanının ne olduğunu anlatın.
     Aşağıdaki sayı dizisini inceleyin:
1
1 1
2 1
1 2 1 1
1 1 1 2 2 1
Bir sonraki satır ne olmalıdır?
     25 tane atınız olduğunu düşünün. En hızlı atın hangisi olduğunu belirlemek için atları kaç sefer yarıştırmanız gerekir? Elinizde bir kronometre yok ve bir seferde en fazla 5 at yarıştırabiliyorsunuz.
Sf: 129
     Beyaz Tahta Uygulaması
Beyaz tahta uygulaması adayların zorlu soruları çözmeye çalışırken düşüncelerini yazı veya şekillerle bir tahta üzerinde ifade etmelerini sağlamaya yönelik bir uygulamadır. Günümüzde yapılan mülakatlarda sıklıkla kullanılan bu uygulama bir tür psikanalitik yöntemidir ve adayların her hareketlerinin anlayışla karşılamayan bir seyirci kitlesinin önünde, en gizli düşüncelerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermeye zorlar.
Sf: 130
     Bir çubuğu rastgele üç parçaya ayırın. Bu üç parçanın üçgen oluşturabilme olasılığı nedir?
Sf: 134
     Yani, bir çubuğu rastgele üç parçaya ayırırsanız bu parçaların üçgen oluşturabilme olasılığı dörtte birdir.
Resimler ve haritalandırma (ve pizza)
Bir arkadaşınızla pizza paylaşıyorsunuz. Bir birim pizza yemek sizin X saniyenizi, arkadaşınızın da Y saniyesini alıyor. Pizza yemeye ilişkin görgü kurallarına göre bir seferde tek bir dilim pizza yiyebilirsiniz. Yediğiniz dilimi tamamen bitirene kadar yeni bir dilime el atmamanız gerekiyor. Sizin ve arkadaşınızın son pizza dilimine tam olarak aynı anda uzanması durumunda pizza dilimini arkadaşınız alıyor ("eşitliği bozma kuralı"). Pizzanın eşit parçalara bölünmesi gerekli. Mümkün olan en fazla pizzayı yemeniz için pizza kaç dilime bölünmelidir?
Sf: 135
• Arkadaşınız sizden daha hızlı pizza yiyorsa pizzayı ikiye bölebilirsiniz. Bunu yapmak pizzanın yarısını yiyeceğinizi garantiler.
• Siz arkadaşınızdan daha hızlı pizza yiyorsanız pizzayı sonsuz sayıda dilime bölmelisiniz. Bunu yapmak pizzanın yeme hızınızla orantılı bir şekilde bölünmesine garanti eder (ve böylelikle yarım pizzadan daha fazlasını yiyebilirsiniz)
Sf: 137
     Gerçekçi olmak gerekirse, X ve Y sayıları büyük ihtimalle birbirlerine yakın sayılar olacaktır. Aranızdan biri bir birim pizzayı yüzde 30 oranında daha yavaş yiyebilir ama üç katı hızlı veya 1/10 katı yavaş yemesi pek olası değildir. Akla yatkın iki farklı durumla da karşılaşabilirsiniz. Yavaş yiyen kişi sizseniz pizzayı ikiye bölüp yarısını yiyebilirsiniz. Hızlı yiyen kişi sizseniz pizzayı üçe bölüp üçte ikisini yiyebilirsiniz.
Sf: 142
     "Şimdi size bir matematik sorusu soracağım" diyen Anna devam eder, "farz edelim bir reklamcı, birileri reklamlarını her tıkladığında 10 sent kazanıyor. Siteye ziyaret edenlerin sadece yüzde 20'si reklamlara tıklıyor. Reklamcının 20 dolar kazanması için siteyi kaç kişinin ziyaret etmesi gerekir?"
Sf: 143
     "Hmm... peki, tamam. Demek 100 kişiden 20'si reklamların üzerine tıklıyor. Her 10 tıklama bir dolar ediyor... ve bize bunlardan 20 adet lazım..." Bu safhada durum pek iç açıcı değildir. Tahminler yürüten Alyson önünü görmeden bir çıkış yolu bulmaya çabalar.
Anna nihayet doğru cevabı açıklar. 10 sent değerinde bir tıklama elde etmek için siteyi beş kişinin ziyaret etmesi gerektiğini söyler. 20 dolar bunun 200 katıdır. Bu yüzden, beş çarpı 200, yani 1.000 ziyaretçi gerekir.
Sf: 144
     Amerika Birleşik Devletleri'nde kaç benzin istasyonu vardır? (General Motors'da sorulan bir soru)
Ancak, genelde sorularla şirketlerin faaliyet konuları arasında belirli bir bağ olmaz:
California eyaletinde kaç çöp toplayıcısı vardır? (Apple)
New York City'de kaç taksi olduğunu tahmin edin. (KPMG)
Bir stadyuma kaç golf topu sığdırabilirsiniz? (JP Morgan Chase)
Bir şişe Gatorade üretmenin maliyetini tahmin edin. (Johnson and Johnson)
Her sene kaç elektrik süpürgesi üretilmektedir? (Google)
Şirketin mülakat sorumluları bazen mühendislerden o ana kadar yazdıkları C veya C++ kodlarının satır sayısını tahmin etmelerini ister.adayın ne kadar kod yazma deneyimi olduğu sorulur. Son olarak, adayların verdikleri cevaplarda "çalışılan saatler hakkında tahmin yürütmeleri " gerektiğinden , adayların gece geç saatlere kadar veya haftasonlarında çalışmaya karşı tutumunu öğrenmek için kullandıkları sinsi bir yöntemdir.
Sf: 146
     (a) Google'ın gelirinin büyük çoğunluğunun reklamlardan elde edildiği ve (b) yıllık cirosunun yaklaşık 25 milyar dolar olduğudur.
Sf: 149
     İşte size madalyonunun diğer yüzü. "Her zaman doğru cevabı bulmanız gerekmiyor." "Doğru cevabı bulsanız bile başarısız olabilirsiniz. Mühim olan varış noktanız değil, oraya nasıl gittiğinizdir.
Mülakatlar için hazırlanabilecek bir kopya kağıdı
Dünyanın nüfusu: 7 milyar
Dünyanın gayri safi hasılası: 60 trilyon dolar
Amerika Birleşik Devletleri'nin nüfusu: 300 milyon
Amerika Birleşik Devletleri'nin gayri safi milli hasılası: 14 trilyon dolar
Federal asgari ücret: 7 dolar (aslında 7,25 dolar)
San Francisco şehrinin nüfusu Silikon Vadisi dahil: 8 milyon
Google'ın borsadaki değeri: 100 milyar dolar 
Google'ın yıllık cirosu: 25 milyar dolar
Google'ın yıllık kârı: 10 milyar dolar
Google'ın hisse senedi fiyatı: 600 dolar
Rastgele paketleme yaparak büyük bir hacme sığdırabileceğiniz kürelerin sayısı: Kübik kafes olduğunu varsayarak yaptığınız hesaptan 1,2 kat daha fazla (bu konuda daha fazla bilgi edinmek için, sayfa 276'da bakınız.)
Sf: 151
     Kırılmayan Yumurta
"Siz olsanız nasıl...?" diye başlayan sorular
Lancashire'da bulunan Carr Mill Ortaokulu'nun Müdürü Douglas Appleton, 1970'te medya sansasyonu yaratmıştı. Tek yaptığı basit, mantığa aykırı bir gerçeği gözler önüne sermekti: Çimen üzerine düşen çiğ yumurta, yumurtanın düştüğü yükseklik ne olursa olsun genellikle kırılmaz. Appleton'ın öğrencileri okulun ikinci katının penceresinden yumurta atmayı denediler. Çimlere düşen yumurtalar kırılmadı. Daha sonra yardımsever bir itfaiyeci 20 metre yükseklikteki bir merdivenin tepesine çıkıp çimene 20 adet yumurta bırakmıştı. 10 yumurtadan yedisine zarar gelmedi. Bir RAF memuru benzer bir deney yapıp, yerden yaklaşık 50 metre yükseklikteki bir helikopterden 18 yumurtayı çimlerin üzerine bıraktı. Yumurtaların 15'i (yüzde 83) zarar görmedi. Daily express adlı gazete ufak bir uçak kiralayıp 150 mil hızla dalışa geçmişken uçaktan 60 yumurtayı çimenlerin üzerine bombardımana tuttu. Söz konusu yumurtaların yaklaşık yüzde 60'ı çarpışmadan hasar görmedi.
Bundan bahsetmemin sebebi Google'ın mülakat sorularından birinin sanıldığı kadar mantıkdışı olmadığını gözler önüne sermek.
Sf: 155
     100 olasılıktan bir sonuç çıkarmak için 50 adet test yapmanın en uygun yöntem olmadığını söylemek için kod yazıcı içgörüsüne sahip olmak gerekmez. Bu yöntemin kötü bir yöntem olduğu açıktır.
Sf: 166
     Suda mı daha hızlı yüzersiniz yoksa şurupta mı?
Sf: 168
     (" Sanırım ilk tepkim şurup içinde daha yavaş yüzeceğim olacak, ama sudan daha yoğun olduğunu düşünecek olursak şuruptan kendimi ileri itmek için daha fazla kuvvet alabilirim...")
Sf: 169
     "Başınızı nasıl tartarsınız?"
Sf: 172
     (MRI cihazları manyetik rezonans, havaalanı tarayıcıları ise X-ışınları ile çalışır.)
Sf: 173
     Evreka! (veya değil)
Burada kelimenin tam anlamı kastediliyor. Aranızda liberal bir eğitim almış olanlar evreka kelimesinin kökenini hatırlayacaktır. Syracuse Kralı II. Hiero bir tapınak için altın bir taç sipariş etmiş. Kral, tacı üreten kuyumcunun kendisine verilen altının bir bölümünü gümüşle değerlendirdiğinden şüphelenir. Kral Hiero, teknoloji danışmanı olarak görev gören Arşimed'ten tacın yapımında daha ucuz metal kullanılıp kullanılmadığını belirlemesini ister. Bu olay modern kimyasal yöntemlerin icadından çok daha önce gerçekleşir. Ancak, o dönemde bile herkes altının gümüşten daha yoğun olduğunu bilmektedir.
Tacın şekli düzensizdir. Bu yüzden bir tartı üzerinde eşit hacimde altın ile beraber tartılamaz, çünkü o zamanlarda kimse tacın düzensiz şeklinden dolayı eşit hacimde altının ne ağırlıkta olması gerektiğini belirleyememektedir. Kafası karışan Arşimed halka açık hamamlara gidip suya ayak bastığında su seviyesinin arttığını gözlemlemiştir. Bu özellik sayesinde çözümü bulur. Arşimed bir sıçrayışta hamamdan çıkıp sokaklarda çıplak bir şekilde koşarak "Buldum!" ("Evreka!") diye bağırır. Arşimed, tacı suya batırarak hacmini ölçebileceğini bulmuştur. Bulunan hacim ve tacın ağırlığını kullanarak tacın yoğunluğunun saf altından daha düşük olduğunu ve kuyumcunun gerçekten bir sahtekâr olduğunu kanıtlar.
Sf: 178
     Yaratıcılığın deneme yanılma yöntemiyle ilişkisi olduğu konusunda giderek daha fazla delil ortaya çıkıyor.
MRI beyin taramaları. Tarama sonuçları zekâ ve yaratıcılık arasında fark olduğunu doğrular nitelikte. Psikolojik yaratıcılık testlerinde yüksek puan alanların beyinleri aslında bazı durumlarda daha az yaratıcı olanların beyinlerinden daha yavaş çalışır.
Sf: 179
     Yaratıcı olarak nitelendirilen insanlar bu sorular karşısında sıkılmayan ve her halükarda çözüme ulaşmak için gayret sarf edenlerdir.
Thomas Edison'un daha önce ifade ettiği gibi "Lanet olsun, burada kural yok! Burada bir şeyleri başarmaya çalışıyoruz."
Her şeyin beş sene sonra tamamen farklı olacağı açık. Yeni kurallar, yeni para kazanma yöntemleri ve yaşam tarzları ortaya çıkacak. Bu değişken ortam işverenlerin zihinsel esneklik kavramının yanında sabit becerilere ve vasıflara daha az değer vermelerine yol açtı.
Belki de başarının zeki olmakla pek alakası yok. Yaratıcılığın büyük bölümü sebat etmek oluşturuyor. Bu günümüzde gerçekleştirilen iş görüşmelerinde adaylara çile çektirilmesinin temelinde yatan gizli tez. Eski Bir Google mülakat sorumlusunun belirttiği gibi "Hedef, adayların fikirlerinin tükendiği noktayı bulmak."
Sf: 180
     Beş sent boyutuna küçültülüp blender'a atılıyorsunuz. Yoğunluğunuzun sabit kalması için kütleniz de gereken oranda azaltılıyor. Blender'ın bıçakları 60 saniye sonra hareket etmeye başlayacak. Ne yaparsınız?
Roket bilimi dersine dikkat edenler bir roketin enerjisini hesaplamak için kullanılan formülü hatırlayacaktır: E = mgh. E enerjidir (eskiden kırtasiyelerde satılan barutlu füzelerin enerjisi), m füzenin kütlesi, g yerçekimi ivmesi ve h de füzenin ulaştığı yüksekliktir. Füzenin ulaşacağı yükseklik kütle aynı kaldığı sürece füzenin enerjisiyle doğru orantılı artar.
İki füzeyi birbirine banladığınızı ve fitillerini beraber yaktığınızı farz edin. İkisi beraber daha yüksek irtifalara tırmanır mı?
Hayır; iki füzenin daha fazla yakıt enerjisi vardır, ancak füzelerin yerçekimine karşı kaldırılması gereken toplam kütle iki kat fazla olacaktır. Bu durumda h, sabit kalır. Aynı prensip zıplayan ufaltılmış insanlar için de geçerlidir. Kas enerjisi ve kütle aynı oranda azaldığı sürece zıplama yüksekliği sabit kalacaktır.
     Uçakla yapılacak gidiş-dönüş seyahat rüzgâr estiğinde daha mı uzun sürer daha mı kısa, yoksa aynı zamanda mı tamamlanır?
Bu soruyu yanıtlarken ilk akla gelen rüzgâr etkisinin her iki yöne doğru birbirini götürerek eşitleneceğidir. Önden esen rüzgâr uçağı doğru giderken yavaşlatacaktır; ancak geri dönüşte arkadan eseceği için vakit kazanmasına neden olur. Bu belirli bir noktaya kadar doğrudur. Ancak soruda gidiş-dönüş seyahatin tam olarak aynı sürede tamamlayıp tamamlanmayacağı da sorulmuştur.
San Francisco'dan Washington'a saatte 600 mil hızla uçan ve oradan da geri dönen bir uçak olduğunu farz edin. Şans eseri, küresel ısınma yüzünden kaynaklanan anormal bir fırtınanın San Francisco'dan Washington'a doğru saatte 600 mil sabit hızla esen bir jet akımı ürettiğini düşünün. Bu akım doğu yönünde uçarken fevkalade bir sonuç doğurur. Uçağın arkasından esen hiperkasırga uçağın hızını iki katına çıkararak uçağın normal sürenin yarısı kadar sürede Washington'a ulaşmasını sağlar.
Esas sorun ise geri dönüşte yaşanır. Pilot, uçağın motorlarını ne kadar zorlarsa zorlasın ters yönde esen 600 mil hızındaki rüzgâr akımına karşı gelemez. Uçak havalanmayı başarsa bile yer hızı sıfır olacaktır.
Sf: 184
     Siz ve komşunuz kullanmadığınız eşyaları satmak için bahçenizde aynı gün satış düzenliyorsunuz. Her ikiniz de tamamen aynı eşyadan bir tane satmayı planlıyorsunuz. Siz eşyanızı 100 dolara komşunuz ise kendininkini 40 dolara satmayı planlıyor. Eşyalar tamamen aynı durumda. Komşunuzla çok iyi ilişkiler içinde olmadığınızı varsayarsak ne yaparsınız?
Komşunuzla çok iyi ilişkiler içinde olmadığınızın belirtilmesi, sizden stratejik bir cevap vermenizin beklendiğine dair bir işarettir. Üstelik bu sorunun nispeten daha agresif Wall Street şirketlerinde sıklıkla sorulması da bu gerçeği destekler niteliktedir.
Vaktinizin değerli olduğunu düşünün. Haftasonlarında bitmek bilmeyen bir dizi bitpazarı düzenlemekten daha önemli işlerinizin olduğunu varsayın. Bu nedenle, eşyalarınız için fiyat belirlerken satılma olasılıklarını yüksek tutmaya gayret etmelisiniz. Gün bitene kadar neredeyse tüm eşyalarınızdan kurtulmayı ümit etmelisiniz.
Aynı şartların komşunuz için de geçerli olduğunu varsayarsak söz konusu eşyaların değeri hakkında farklı görüşlere sahip olmanız gerekir. Eşyaları satın almak için en az bir kişinin 40 dolar vermeye razı olması, komşunuzun eşyalarının satılacağı ve sizin eşyalarınızın satın alma olasılığının azalacağı anlamına gelir. Asıl endişe duymanız gereken konu 100 dolar ödemeyi göze alan tek bir "kallavi müşteri" olması ve bu müşterinin sizin eşyalarınız yerine komşunuzun eşyalarını satın almasıdır.
Soruna arkadaşça bir çözüm getirmek için komşunuzu bir kenara çekip "Bak, orijinal ambalajında yepyeni bir Wookie 100 dolar eder.İstersen eBay'den kontrol edebilirsin. 40 dolar fiyat koyarak paranı çöpe atıyorsun" demeniz gerekir. Bunu söylemek komşunuzu fiyat arttırması için ikna ederek eşyasını sizin belirlediğiniz 100 dolardan satmasına yol açabilir. Ancak bu çok iyi bir cevap değildir.Kallavi müşterinin 100 dolara satılan birbiriyle tamamen aynı iki eşya gördüğünü farzedin. Bu eşyalardan herhangi birini seçme olasılığı eşittir ve diğeri hiç satılmayabilir.
İronik bir şekilde komşunuzun fiyatta indirim yapması sizin için daha faydalı olabilir. Komşunuz eşyayı ilk gelen müşteriye verirse daha faydalı olabilir. Komşunuz eşyayı ilk gelen müşteriye verirse artık bu konuda endişe etmenize gerek kalmaz. Aslında tek istediğiniz söz konusu eşyayı bir şekilde pazarın dışına çıkarmaktır.
Komşunuza eşyasını satmaması için para teklifi edebilirsiniz. Bunu kabul edip etmeyeceğini kestirmek güçtür. Bu durumda alınıp eşyasını mantıksız bir fiyata satmaya çalışabilir. Bu soruya verilecek en iyi cevap ise çok daha basittir: komşunuzun eşyasını siz satın alın.
Neden mi? Öncelikle komşunuz eşyasını hemen sattığı için mutluluk duyacaktır. Herhangi bir konuda alınması veya fiyatını yükseltme olasılığı büyük ihtimalle ortadan kalkar. Üstelik siz de bir müşteri gibi pazarlık yapıp eşyayı 40 dolardan daha düşük bir fiyata alabilirsiniz.
Peki bu eşyayı satın almak ister misiniz? Bir eşyayı 100 dolara satılığa çıkardığınızda eşyanın satılmaması olasılığını da göz önünde bulundurarak, bu alışverişten iyi kâr elde etmeyi ve eşyayı satmak için harcadığınız zamanı telafi etmeyi ümit edersiniz. Eşyanızın satılma olasılığını azaltan her şey aslında söz konusu 100 doların önemli bir bölümünü kaybetmenize mal olmaktadır. Bu bilmecede kullanılan miltarlar komşunuzun eşyasını satmak için belirlediği giyatın size verdiği ekonomik zararla karşılaştırılabilir olması için özellikle seçilmiştir. Eşyayı satın alarak işinize geldiğinde eşyayı pazardan çıkarma ve pazardan elde edebileceğiniz en yüksek fiyattan satabilme hakkını elde edersiniz. İkinci eşyayı satmaktan elde ettiğiniz para ise tamamen kâr olacaktır. 
Burada uygulanabilecek en iyi plan ilk eşya satılana kadar ikincisini saklamak, daha sonra da ikinci eşyayı günün saatine göre fiyatlandırıp satışa çıkarmaktır.
     Pikabın üzerine bir bardak su koyduğunuzu ve plağın dönüş hızını yavaşça arttırdığınızı farz edin. İlk olarak ne olur, bardak kayarak düşer ya da devrilir mi yoksa içindeki su bardağın kenarından dökülür mü?
Bu soru Apple'da gerçekleşen mülakatlarda soruluyor. Çoğu insan sorunun merkezcil kuvvetle ilişkili olduğunu hemen anlar. Bu soruda kuvveti de aynı oradan önemlidir.
Bu hareketsiz tutan pikabın yüzeyi ve bardağı tabanı arasındaki sürtünme kuvvetidir.
Bir konuya daha fazla açıklık getirmek içim sürtünmesiz bir dünya düşünün. Dünyadaki her şey Teflon'dan daha kaygan veya sonsuz kayganlığa sahip. Bu durumda soruda bahsi geçen deneyin bardağa herhangi bir etkisi olmaz. Pikap bardağın altında zahmetsizce kayarak dönecek ve bardak yerinden kıpırdamayacaktır. Bu Newton'un birinci hareket kanununa uygundur: Durağan cisimlere herhangi bir kuvvet etki etmezse eylemsiz kalmaya devam ederler. Bardak, sürtünme kuvveti olmadan dönemez.
Şimdi de bardağı pikaba Japon yapıştırıcısıyla yapıştığınızı ve iki yüzey arasında sonsuz sürtünme kuvveti oluşturduğunuzu düşünün. Bu durumda bardak ve pikap tek bir ünite haline gelir. Pikabın hızı arttıkça bardağın dönüş hızı da artar. Bu da merkezcil kuvvet oluşturur. Bu kuvvete tepki verecek tek serbest şey bardağın içindeki sudur. Bardak gibi yapıştırıcı kullanılarak sabitlenmemiştir. Bardan yeterince hızlı dönmeye başladığında su bardağın dış kenarından, dönme merkezinin zıt yönüne doğru taşacaktır.
Sf: 190
     Nehrin bir kenarında üç adam ve üç aslan bulunmaktadır. Bunları bir seferde sadece iki canlıyı (bir insan ve bir aslan) taşıyabilen bir kayık ile nehrin diğer tarafına taşımanız gerekiyor. Nehrin hiçbir kenarında aslanların insanlara sayıca üstün olmasına izin vermemelisiniz, çünkü bu durumda insanları yiyeceklerdir. Hepsini nehrin diğer kıyısına nasıl taşırsınız?
Sf: 195
     Sadece bir adet dört ve bir adet yedi dakikalık kum saati kullanarak dokuz dakikayı kesin bir şekilde nasıl ölçersiniz?
Sf: 202
     Önünüzde üç kutu, birinin içinde de değerli bir hediye var; kutulardan ikisi boş. Bir kutu seçmeniz isteniyor ve hangi kutuda hediye olduğu size söylenmiyor. Bunun yerine seçmediğiniz kutulardan biri açılarak içinin boş olduğu gösteriliyor. Size, ilk başta seçtiğiniz kutuyu elinizde tutmanız veya açılmamış diğer kutuyla değiştirmeniz için bir fırsat sunuluyor. Hangisini yapmayı tercih edersiniz: İlk kutuyu elinizde tutmak mı yoksa değiştirmek mi?
Sf: 203
     Selvin'in bilmecesinin en ilginç tarafı bilmecenin ne kadar zor olduğudur. Konu hakkında yapılan araştırmalardan biri, deneklerin sadece yüzde 12'sinin soruya doğru cevap verdiğini ortaya koydu. Hiçbir fikri olmayan bir insanın doğru cevabı verme olasılığının yüzde 50 olduğunu düşünürseniz, bu gerçekten de hayret verici bir sonuç! Bu, önsezilerin insanları yanlış yönlendirdiği bir durum.
Sf: 204
     Hall, kendisi ile yapılan röportajlarda bir yarışmacının büyük hediyeyi seçtiğini bildiği zaman yarışmacılara nakit para teklif ederek onları kazandıkları hediyeyi değiştirmeye teşvik ettiğini itiraf etmişti. Bir enayinin elindeki büyük ödülü çerçöple değiştirmesi izleyicilerin ilgisini daha çok çekiyordu.
Sf: 206
     Selvin'in cevabının niçin doğru olduğunu görmekte hâlâ zorlanıyorsanız önünüzde 100 kutu olduğunu hayal edin. 79 numaralı kutuyu seçtiğinizi farz edin. Daha sonra, Monty'nin geri kalan 99 kutunun 98'ini açtığını ve hepsinin boş olduğunu düşünün. Bunu yapması, kendi kutunuzun haricinde, örneğin, 18 numaralı kutunun geriye kalmasını sağlayacaktır. Bu noktada Monty 79 numaralı kutu ile 18 numaralı kutuyu değiştirmek isteyip istemediğinizi soracaktır.
Başlangıçta araba anahtarlarının kutunuzun içinde olma olasılığı 99'a 1'dir. Monty'nin hareketleri sadece sahne işidir. Size boş kutulardan başka bir şey gösterme niyeti yoktur ve bunu yapabilecek olanaklara da sahiptir. Büyük hediyenin başta seçtiğiniz kutuda olma olasılığı 1/100'de sabit kalmıştır, ancak 18 numaralı kutuda olma olasılığı 99/100'e çıkmıştır. 100 kutu olduğunda kutuları değiştirerek şansınızı 99-kat arttırırsınız.
Psikologlar Donald Granberg ve Thad A. Brown bu ikilemle yüzleştirilen kişilerle yaptıkları görüşmelerde sürekli olarak aşağıdakilere benzer açıklamalarla karşılaştılar:
"Diğer kapıyı seçmezdim çünkü yanılırsam 2. kapıyı seçip fikrimi değiştirmeden kaybetmekten daha fazla üzülürdüm."
"Benim ilk içgüdüsel seçimimdi ve yanıldıysam bile fazla üzülmem. Ancak, seçimimi değiştirdikten sonra yanlış yaptığımı anlarsam, bu çok daha kötü olur."
"İlk seçimimi değiştirdikten sonra kaybedersem çok bozulurdum. İlk seçeneğinizi değiştirmemek en iyisidir."
Bunlar kayıptan hoşlanmama ifadeleri. Kendilerini daha kötü duruma düşürebilecek bir seçim yapmaktan kaçınmak insanların doğasında var, olasılıklar lehinize olsa da "Tedbirli olmak, pişman olmaktan iyidir." Yeni ürünler geliştiren herkesin bunu aklında tutması gerekir. Tüketicilerin kutuları veya markaları değiştirmek istemesi mantıkla ilgisi olmayan nedenlerden kaynaklanabilir.
Sf: 213
     Saat 3:15'i gösterdiğinde analog bir saatin akrep ve yelkovanı arasındaki açı kaç derece olur?
Bu sorunun cevabı sıfır değildir. Saat 3:15'i gösterdiğinde, yelkovan tam doğuyu, yani 3'ü gösterecektir. Akrep, 3 ile 4 arasındaki mesafenin dörtte birini katetmiş olacaktır. 3 ve 4 arasındaki mesafe, 360-derecelik bir turun 12'de birine veya 30 dereceye denk gelir. Bunu dörde bölerseniz cevabı bulursunuz. Cevap 7,5 derecedir.
Sf: 215
     387.000 X 12.900 = 5.027.131.727
Tuhaf bir şey görüyor musunuz? Sonu 0 ile biten iki yuvarlak sayıyı birbirleri ile çarparsanız, sonunda 0 bulunmayan ve yuvarlak olmayan bir sayı elde etmeniz imkânsızdır. Bu da sayıların 0'la bitmesinin korunumu kanununu ihlal edecektir. (bu kanunu yeni uydurdum, ama yeterince geçerli bir kanun). Bir çarpım, her zaman çarpanlarının sonundaki 0'ları miras olarak devralır.
Birkaç örnek vermek gerekirse:
10 X 10 = 100
Sf: 213
Sf: 223
Golden Gare Köprüsü 1963 senesinden beri yönleri değiştirilebilen şeritlere sahiptir. Sabah saatlerinde, altı şeridin dördü San Francisco yönüne akar. Geri kalan zamanlarda trafik hem şehir merkezine hem de Marin County banliyölerine doğru her iki yönde üç şeritten ilerler.
Sf: 226
     Size iki adet bahis seçeneği sunuluyor. Birincisi: Size bir basket topu veriliyor ve tek seferde basket atarak 1.000 dolar kazanma fırsatı veriliyor. İkincisi: Yine 1.000 dolar kazanmak için üç atıştan ikisini baskete çevirmeniz gerekiyor. Hangisini seçersiniz?
Sf: 228
     Bu oldukça mantıklı. Zayıf bir oyuncu her iki bahiste de kazanmayı ümit etmez. Umutlarını şans eseri attığı bir baskete bağlayacaktır, üstelik bunun bir sefer gerçekleşmesi iki sefer gerçekleşmesinden daha olasıdır ("yıldırım aynı yere iki defa düşmez"). Kötü bir oyuncunun 1. bahsi kabul etmesi daha iyidir.
Çok iyi bir oyuncunun her iki bahsi de kazanması gerekir, ancak az da olsa kazanan basketi kaçırma şansı olur. Üç atıştan ikisini baskete çevirmek yeteneklerini değerlendirebilmesi açısından daha mantıklı bir bahistir ve muhtemelen bunu yapmak ister.
Sf: 233
     Dizideki her yeni sayıyı oluşturmak için dizide yer alan son iki sayıyı toplayın. Bunu yaparsanız dizi aşağıdaki şekli alır:
1 1 2 3 5 8 13 21 34 55 89 144
Komplo teorisyenleri her türlü beklenmedik yerde Fibonacci dizisiyle karşılaşabileceğini bilirler. Mil-kilometre dönüşümü yapmak mı istiyorsunuz? Yan yana duran iki Fibonacci sayısını kullanabilirsiniz (55 mph = 89kmh). Elinizde bolca boş vakit olduğunda bir ananası oluşturan ufak meyve parçacıklarını sayabilirsiniz. Bunu yapınca birbirleriyle kesişen ve ters yönlerde ilerleyen iki adet sarmal eğri dizisi oluşturduklarını görürsünüz. Dizilerden birinde sekiz; diğerinde iste 13 adet sarmal eğri bulunur. Bu sayıların her ikisi de Fibonacci sayısıdır. Benzer desenlere kozalaklarda, ayçiçeklerinde ve enginarlarda da rastlanır. Bu rastlantı mıdır? Bunun rastlantı olması pek olası değil, Fibonacci dizisinin The Da Vinci Code / Da Vinci'nin Şifresi'nde (bir kasa şifresi olarak) karşımıza çıkması da bir rastlantı değildir -aynı şekilde bu dizinin dünyaya hükmetmeyi amaçlayan bir bilgi işlem şirketinin mülakat sorularından birine konu olması da rastlantı sayılmaz.
Sf: 240
     Eğlenceli bir karşıt görüş için Richard Feynman'ın The Feynman Lectures on Physics adlı kitaplarının ikinci cildine bakabilirsiniz. Feynman bu kitapta fizik biliminin tamamının tek bir denkleme indirgenebileceğine dair ilginç bir sav öne sürer. Söz konusu denklem şudur:
U = 0
Sf: 249
     Not: Google, kâra geçmesi yaklaşık olarak beş sene süren, sunucu-ağırlıklı bir işletmedir. Youtube, ilk gerçek kârını siz bu satırları okurken elde etmeye başlamış olabilir.
Sf: 250
     Bu soru, bir saat üzerindeki akrep ve yelkovanın günde kaç sefer üst üste geldiğini (11 defa)
Sf: 255
     20 milyon pencere çarpı 50 sent, 10 milyon dolara eşittir. Bu soru hem Amazon hem de Google'da sorulmaktadır.
     Adamın biri arabasını otele kadar ittirir ve servetini kaybeder. Ne olmuştur. (Lateral düşünce bilmecesi.)
Adam Monopoly oynamıştır.
     Üç cümle kullanarak sekiz yaşındaki yeğeninize veritabanının ne olduğunu anlatın. (Aykırı düşünce testi.)
Sf: 257
     Bir veritabanı bilgiler için kullanılabilecek bir iPod'a benzer. Bir iPod'da binlerce şarkıyı depolayabilir ve istediğin şarkıyı anında bulabilirsin. Bir veri tabanı da insanların bilgisayarlara veya internet üzerinde depoladıkları bilgilere aynı şeyi yapar.
Sf: 262
     Her iki yöne doğru aynı şekilde okunan kelime veya ifadelere palindrom denir. Örneğin, kazak, kayak, yatay, ve kırık kelimeleri gibi.
Sf: 277
     ABD'de basılan 25 sentlik madeni paraların kenarında 119 çizgi vardır. Bu çizgiler dolandırıcıların madeni paraların kenarından değerli mücevherleri kazımasını engellemek için ilk defa altın paralara konmuştur.
Sf: 284
     Kurulan tüm bu mantık annenizin bir nasihatiyle özetlenebilir: Şemsiyen varsa yürü; yoksa koş!
Sf: 287
     Depoları yakıt dolu, 100 mil menzili olan 50 kamyondan oluşan bir filonuz olduğunu düşünün. Bir kamyon yükü ne kadar uzağa taşıyabilirsiniz? N sayıda kamyonunuz olsa ne olurdu?
Sf: 308
     Erkek şoförler hakkında yapılan şakaların gerçeklik payı varsa, erkekler geriye dönmeye veya başkalarından yol tarifi almaya isteksizdir.
Sf: 311
     İnsan olarak hata yapmaya yatkın olduğumuzdan genellikle attığımız adımların doğruluğunu onaylayan yargılara varmaya meyilliyizdir. Yanlış bir güzergâh, yanlış bir iş planı, yanlış bir eş veya yanlış bir fikri keşfederken elimizdeki kaynakları boşa harcamak bize cezbedici gelir, bunu yaparken sürekli bir sonraki dönemeçte başarıya ulaşacağımızı düşünürüz.
Sf: 319
     Bu önemliydi, çünkü yüzücüler uzun süredir insanların daha yoğun olan tuzlu suda daha hızlı yüzebildiklerini biliyordu. Yüzücülerin gövdeleri aynı gemilerinki gibi tuzlu su sayesinde daha da yukarı kalkmakta ve bu sayede daha az sürtünme direncine maruz kalmaktadırlar.
Sf: 321
     İçgörü sahibi bir balık olsaydınız bu soruya evet diyebilirdiniz. Evrim, balıkların vücut şekillerini değiştirerek içinde bulundukları suyun akışına "uyum sağlamalarına" yol açtı. İnsanlar balıklara çok fazla benzemez. Bu yüzden insanlar balıklardan çok farklı bir şekilde yüzerler. Ne insanlar, ne de insanların yakın ataları havuzda -veya nehirlerde, göllerde, okyanuslarda- gen havuzunu etkileyecek kadar vakit harcamamıştır. Yüzmek deltakanatla uçmak gibi, yaptığımız bir aktivitedir, ama vücut yapımız aslında yüzmeye pek uygun değildir. Sürünmek için evrim geçiren bir canlının vücut yapısı insanınkinden farklı olacaktır. Edward Cussler bu konu hakkında yaptığı yorumda, "En iyi yüzücünün bir yılanın gözdesine ve bir gorilin kollarına sahip olması gerekir" ifadesini kullanmıştır.
"Aşağıda, Accenture adlı danışmanlık şirketinin mülakatlarında sıklıkla sorulan dört soruya yer verilmiştir:
1. Bir zürafayı nasıl buzdolabına sokarsınız?
Doğru cevap: Buzdolabının kapağını açar, zürafayı dolaba sokar ve dolabın kapısını kapatırsınız.
2. Bir fili buzdolabına nasıl sokarsınız?
Doğru cevap: Buzdolabının kapağını açar, zürafayı dolaptan çıkartır, fili dolaba sokar ve dolabın kapısını kapatırsınız. Bu soru, hareketlerinizin doğurabileceği sonuçların farkında olup olmadığınızı ölçmek için tasarlanmıştır.
3. Aslan Kral hayvanlar arasında bir konferans düzenler. Biri hariç tüm hayvanlar konferansa katılır. Konferansa katılmayan hayvan hangisidir?
Doğru cevap: Fildir. Fil buzdolabındadır. Bu soru hafızanızı test etmek için tasarlanmıştır. Artık kendinizi kanıtlamak için son bir şansınız vardır.
4. Timsah dolu bir nehrin karşı kıyısına geçmek istiyorsunuz ancak kullanabileceğiniz bir sandal yok. Karşı kıyıya nasıl geçersiniz?
Doğru cevap: Karşı kıyıya yüzerek geçersiniz. Tüm timsahlar hayvanlar için düzenlenen konferansa gitmiştir. Bu soru da hatalarınızdan bir şeyler öğrenip öğrenmediğinizi test etmek amacıyla tasarlanmıştır.

Pozitif:
1) Açılışı aynı anda iki parfümü bize yaşatacak kadar gönlü bol.

Negatif:
1) Orta notalar çok basit.
2) Kahve koklayana helal olsun.
3) Kalıcılık sorunlu.
Notalar:
Üst: Greyfurt. (ck: vetiver, tütsü)
Kalp: Kahve. (ck: -)
Baz: Vetiver. (ck: nane)
Tip: Narenciyeli, Yeşil, Fresh, Odunsu, Dumansı.
Cinsi: Maskülen
Üretim: Nadir Bulunan, Üretimi Durdurulan
Çıkış Yılı: 2010
Koku rengi: Yeşil
Referans: Naneli Vetiver
Konsantrasyon: Eau de Parfum
Parfümör: François Demachy
Doktrin: "Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır." - George Bernard Shaw

4 yorum:

  1. Vetiver temalı parfümler son zamanlarda çok ilgimi çekiyolar. Christian Vetiver'i de okuyunca mutlaka koklamak istediğim bi parfüm olarak kenara ayırdım kafamda... Aynı zamanda fotoğraflar  her zamanki  muntazamlığında harikalar. Bir dönem iş hayatında fenomen olmuş, gıpta ile bakılmış Google İş Alanı ile alakalı bu güzel kitap özeti için de teşekkürler. Keşke her blogger sizin gibi faydalı bilgileri de paylaşsa, konuya ek olarak...

    YanıtlaSil
  2. Kahve manyağı olarak denemem gerektiğini düşünmedim değil (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Negatif:
      1) Orta notalar çok basit.
      2) Kahve koklayana helal olsun.

      Sil
    2. Kahve demişken geçen ay Yemen kahvesi içeyim dedim.Çok güzel.Aromatik yalnız bir gün merak ederseniz tuvalete yakın masaya oturmanızı tavsiye ederim (: Feci bir şey çünkü (:

      Sil