9 Eylül 2015 Çarşamba

Christian Dior - Fahrenheit Le Parfum (9 Eylül 2015)

     Çok tatlı çikolatayla açıldı. Dior Homme - Intense kokluyor gibiyim. Yoğun iris çiçeği. Ocakta erimiş, dibi tutmuş çikolata. Bilindik Fahrenheit'taki salatalık nerede acaba? 10. dakikada tütsü ve opoponax reçinesi. Açılış ağır oldu bende.
     Orta notalara gelindiğinde yanık karamelin altından lavanta bombası. Christian Dior - Oud Ispahan'daki tütsüyü de aldım. Acaba tasarımcıları aynı mı?.. Dior bu parfümde bana iki
kokuyu da hatırlatarak üç parfümü birden yaşattı. Koyu derili çikolata ne kadar güzel... Ayrıca yanık kek kabuğu. Özel ve pek bilinmeyen bir Homme Intense versiyonu var: Dior - Homme Intense (Black Collar Vintage) Ona o kadar yakın seyrediyor ortaları. Onun gibi, böyle acı-tatlı-koyu çikolatalı ruj gibi.
     Sonlara gelindiğinde kuru papatya. Vanilya, tarçın ve balla zaten yeterince tatlı olan parfümü aynı eksende bitiriyorlar. Kolumda parfüm yok da her an yalayabileceğim tatlı var gibi. Bol şekerli ekmek tatlısını siyah çaya batırmışsınız gibi kokuyor. En son böyle sonlandı.
     Benzerlikler üzerine;
     Christian Dior - Homme Intense (Vintage): Açılıştaki yoğun iris çiçeği ve çikolata kokuları benzer.
     Christian Dior - Homme Intense (Black Collar Vintage): Ortalardaki acı-tatlı-koyu çikolatalı ruj benzerlik gösteriyor.
     Christian Dior - Oud Ispahan: Ortalardaki tütsüde yakınlar.
     Bilindik Fahrenheit'a alışık olanlar bu parfümde dumura uğrar. Yoğun ve tatlı kokuları sevmeyenler dumura uğrar. Sexi, serseri, çapkın kokusu. Ama gene de Intense gibi piyasada yer etmiş bir kokunun benzeri ile sokaklara atılmak iyi bir fikir olmayabilir.
     Sonunda içeriğini okudum ve tahminim doğru çıktı. Tasarımcıları aynı: İki parfümün yaratıcısının da François Demachy olduğunu biliyorsak ve Intense 2007, Fahrenheit 2014 yılında üretilmişse Fahrenheit Le Parfum'ün kötü bir Intense kopyası olduğunu söyleyebilirim. Daha yapış yapış ve şekerlenmiş bal eklenmişi...

     9 Eylül Özel: "Beni ancak geleceğin, bir yüzyıl sonrasının insanı anlayacaktır." sözüne katıldığım Alman filozof Friedrich Nietzsche'nin Günün Şafağında isimli eserinde sarf ettiği aşağıdaki sözlerine katılmıyorum:
     "Gelecek yüzyıl Yahudiler'in akıbetlerini belirlediklerine şahit olacağız! Çok açık ki onlar zarlarını attılar ve Rubicon'u geçtiler! Onlar yeni dönemde ya Avrupa'nın efendisi olacaklar ya da daha önce Mısır'ı kaybettikleri gibi Avrupa'yı da kaybedecekler! Eğer çok açgözlüce davranmazlarsa, Avrupa olgun bir meyve gibi avuçlarına düşecektir..."
     Ortadoğu'da neler olduğunu anlamak istiyorsak Rockefeller ve Rothschild ailelerini biraz incelememiz yeterli olacaktır. Yakında özetini yayımlayacağım Rothschild Hanedanlığı kitabı ile hipotezimi bir kaynakla sağlamlaştıracağım.
     Biliyoruz ki aynı ailelerin "Atatürk Ortadoğu'daki planlarımızın 50 yıl geriye gitmesine neden olmuştur." sözleri manidardır.
     9 Eylül 1922'de nüfus 13 Milyondu. 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. Traktör sıfırdı, karasaban’dı. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. İki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı. Doğan her iki bebekten biri ölüyordu.
     9 Eylül 2015'te nüfus 75 Milyon. Kaybedilen Türk nüfusu eğitilerek arttırılmış. Devrim başarıyla gerçekleşmiştir. O zaman yenemediler, şimdi gelsin de yensinler...
     Babam ölmeden önce: "3 yıl içinde savaş çıkacak ve Türkiye gene bir Kurtuluş Savaşı'yla sınırlarını yeniden çizmek zorunda kalacak." demişti. Biz 31.01.2013'te babamı kaybettik. Demek ki yeni Kurtuluş Savaşı'nı da 31.01.2016'da kazanacağız...

Pozitif:
1) Çok sıcak, çok şekerli; bundan hoşlananlar olabilir.

Negatif:
1) Intense ile kıyaslarsak ilk yaratılan Fahrenheit olsaydı puanım 4* olurdu. Ama öykünen Fahrenheit ve hem de kötü kopya.
2) "Intense 5* almıştı, o zaman Fahrenheit ilk üretilse neden 4* alır dediniz?, 5* olması gerekmez mi?"  - Evet ama onun kadar muhteşem harmanı yok!
Notalar:
Üst: Pembe biber, Limon, Lavanta. (ck: çikolata, iris çiçeği, tütsü, opoponax reçinesi)
Kalp: Menekşe yaprağı, Deri(ck: karamel, lavanta, deri, ıslak kek)
Baz: Vanilya, Burbon, Amber, Gaiac ahşabı, Huş ağacı, Sedir, Paçuli, Misk(ck: papatya, vanilya, tarçın, bal, çay)
Tip: Oryantal, Baharatlı, Pudralı, Tatlı, Odunsu, Dumansı.
Cinsi: Maskülen
Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 2014
Koku rengi: Bal
Referans: Ballı Ruj
Konsantrasyon: Eau de Parfum
Parfümör: François Demachy
Doktrin: "Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler." - Donaldson

3 yorum:

  1. "Türkleri yenemedik." dedi Churchill.
    "Türkleri öldürebilirsiniz lakin onları yenemezsiniz." dedi Napolyon.
    "Bizans'ı alan Türkler korkarım orada durmayacak." diyordu Vatikan'ın başı.
    "Dünyada iki bilinmeyen vardır, biri kutuplar diğeri Türkler." dedi Albert Sorel.
    "Türklerle dost ol ama düşman olma." dedi Gianni De Michelis.
    "Türkler cesurdur, ana vatanlarını çok severler ve onun için gerekirse canlarını verirler." dedi.
    Albert Einstein.

    YanıtlaSil
  2. İzmir, kırk yüzyıllık bir ata yurdudur. İzmir, bu kadar derin bir tarihe sahip olmakla beraber coğrafî durumu sebebiyle ekonomik ve siyasî çok büyük bir öneme sahiptir. İşte bunun içindir ki, Türkiye’yi mahvetmek isteyen düşmanların, her şeyden evvel gözleri bu tarihî, bu önemli beldeye döner. Nitekim düşmanlarımız en evvel burasını işgal etmişler, ondan sonra daha doğuya ilerlemişlerdir. İzmir’in işgali, bütün milletin kalbinde derin bir yara oluşturmuştur. Herkes İzmir için feryat ediyordu. İzmir, halkın elemlerini, feryatlarını, kararlılık ve imanını ifade etmek için bir parola olmuştu. Çeşitli görüş noktalarından çok değerli olan İzmir, elbette düşmanların elinde bırakılamazdı ve nitekim bırakılmadı. 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s.84)
    Ben, bütün İzmir’i ve bütün İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. Yalnız bir tesadüf, beni Karşıyaka’ya daha fazla bağlamıştır. Karşıyakalılar, annem sizin bağrınızda, sizin topraklarınızda yatıyor. Karşıyakalılar, İzmir’i gördüğüm gün evvelâ Karşıyaka’yı ve orada da sizin Türk topraklarınızda yatan annemin mezarını gördüm! 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.227)
    Bütün cihan işitsin ki efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır! 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.227)

    YanıtlaSil
  3. Tarihe kazınmış her yaşanmışlık, her mücadele tozlu raflardan çıkıp gözler önüne sergilendiğinde; şu anki "toplumsal mücadele" diye addedilen klişe lafın gerçek anlamından mahrum davranan, gerçekleri görmekten kaçan bir toplum haline gelişimizin utancını duymayı kamçılayan -anlayana- en önemli değerlerimizdir aslında... Sözde hükümet ve yandaşçıları dışında kalan kesimin mücadelesini tenzih ederek söylüyorum ki: 9 Eylül 1922 ile 9 Eylül 2015 arasında tersine akan bir mücadele döngüsü olduğu aşikar... Bu ülkenin topraklarında kalmayı çok zor şekilde başarabilmiş İzmir, şimdi bu ülkeyi çok zor şekilde aydınlık mertebesine taşımayan çalışan tek şehir olarak mücadele vermeye çalışmaktadır; ne acı ki... Toplumun bazı koltuğunu çoktan ayarlamış zihniyetleri ise ülkenin hangi değerlerini kaybetmiş olduğunun farkına varıp varmadan bu haksızlığa en fazla murus dökerek yerinde sayıp, her olan biten adaletsizlikleri dışa vurmaya korkan, üşenen hale gelmiş durumda... Çoğu doğru yanlış lanse edildiği gibi, çoğu yanlış da doğru olarak algılanıyor bu ülkede şimdi... 'Atam uyan!.. Uyan da gör: Sensiz bir milletin millet olmaktan ziyade her şey olduğunu...'

    Böyle değer arz eden günleri anma ve önemini vurgulama amaçlı yapılan paylaşım, verilmiş bilgi ve muhteşem yazın için teşekkürler anosmi...

    YanıtlaSil