7 Mart 2015 Cumartesi

Tom Ford - Tobacco Vanille

     Gezi Olayları'ndan bu yana sevmediğimiz Starbucks'ın sevdiğim içeceği "Chai Tea Latte" beni burada da buldu. Ama bu sefer soğuk! Çok seveni olan bu parfümü bir yandan iyi yorumlayamamaktan korkuyor, diğer yandan da sürekli şişirildiğini düşündüğümden fazla abartmak istemiyordum. Şimdi tarafsızca inceleyelim:
     Lastik benzeri boyalı deri mont kokusu çıkma telaşında. İlk altmış saniyelik "latte"
çıkışından sonra buna pek bayıldığımı söyleyemem. Koyu demli, bir o kadar da şekerli ve tatlı çaya batırılmış toz tütün bulamacı. Bir tütünü ağzımda hiç çiğnemedim. Keşke çiğneseydim belki size daha iyi anlatabilirdim. Tatlı bir koku Tobacco Vanille. Vanilyayla tatlılığın sağlandığını düşünebilirsiniz. Yalnız burnum beni yanıltmıyorsa şu anki tatlılık bal ile sağlanmış. Henüz vanilya göremedim. Şu an acı tütün, karanfil ve bal karışımından ilerliyor. Sert ve koyu bir deri kokusu. 
     Orta notalara gelindiğinde koku biraz kirli bir hal aldı. Sıcak ve kuru baharatlara kakao taneleri eşlik ediyor. Açılışı çok karmaşıkken ortaları daha düz çizgide ilerliyor. Kazandibinin yanığı. Yoğun tatlı karamel. Sprey boyayı duvara sıktığınızda burnunuza çarpan sentetik tatlar. Tahin-pekmez.
     Sonlara gelindiğinde sütlü çay gibi kokuyor. Bitişe doğru vanilya kokusu yoğunlaştı. En çarpıcı yanı açılışıydı. Tobacco Vanille benden 3,5'tan 4* aldı. 3 ve 4* arasında gittim-geldim. Yani biraz sınırdan döndü. Parfümün koku güzelliği gene de üst sıralarda. Niş parfüm gibi davranmadığı yanları var; onları da elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Erkek kullanımına daha uygun. Bu kadar yoğun tütün kadın kullanıcılara itici gelecektir.
     Sayfayı birkaç gün önce okuyan arkadaşlar 4,5'tan 5* verdiğimi anımsayacaklardır. Günlerdir düşünüyorum; parfümün sevenlerinin çokluğu ve arkasına aldığı marka gücü kimseyi etkilememeli; beni bile. Bu konuda çok hassas davrandığımı herkes bilir. İlk yorumumda 5* vererek yanılttığım arkadaşlarımdan özür dilerim. Şu an 4* vererek doğru yönlendirdiğim arkadaşlarım tadını çıkarsınlar. Diyeceksiniz ki: "Bu nasıl iştir bir hafta önce söylediğin şimdikini tutmuyor." O da burada: "Hiç hata yapmayan kişi, hiçbir şey yapmayandır. Tüm hataların en büyüğü de budur." (William J. Reilly)
     Tatlı kokulara fazla ilgim yok ve bu kokuyu da bir türlü sevemedim. Ama ne olursa olsun o bir efsane ve aşık olunmayı hak ediyor. Diğer bir Tom Ford parfümü olan Black Orchid'in devamı olan bir hikayeyle de bu aşkı taçlandırmak istedim. Umarım beğenirsiniz...

     Sır II Final: Hayvani sevişmeden başımızı kaldırıp göz göze geldiğimizde; o ana dek ikimiz de bir başkasıyla sevişiyor gibiydik.
     "Kapıyı aç." dedi. Otelin yüzlerce yıkanmamış eline misafirlik eden tokmağını yavaşça çevirirken heyecan ve korkudan mideme kramp girmişti...
     Kapıyı açtığımda "Oda Servisiiii!" diye çınlayan bir garson tekerlekli masada üstü krom kaplı bir kubbe tutuyordu. Trafikte takılıp kalmış sinirli taksici kornası gibi
     "Ananın hamuuuu!" dedim içimden...
     Arabayı yürüterek içeri sürdük ve kapıyı kapadık. Garsona para verip vermediğini hatırlamıyorum. Çilekli-vanilyalı bir pastaydı. "4. Yılımız kutlu olsun!" diye haykırdı. İçimden ılık bir şeylerin aktığını duyumsadım. Burun ve dudak kenarlarımdaki kaslar seğirdi. Gözlerim dolmuştu. Sevinçle balkona koştum ve arkamdan geldi. İkimiz de o an sevişmeyi unutmuştuk. Demin hayvanlar gibi sevişen iki kişi, şimdi melankoliye tutulmuş bir çift kumru gibiydik.
     Tüm yaptığı hesapların tesadüf olmadığını, tatilimizin tam da bu güne denk gelmesi, beni böylesine ince düşüncelerle sevmiş olması şaşırtmıştı. Bu ilgi tüm vücudumu yavaş yavaş kaplayan hazla dolduruyordu.
     Balkonda yaz gecesi serinliğini derin derin içime çekiyordum. Bu düşüncelerle alkolün etkisinden kısmen sıyrıldım. Açılmıştım.
     Odadaki battaniyeyi yere serip oturduk. O içeriden kadehleri yanımıza getirdi. Balkonda şarap yudumlarken yan balkondan adeta otel odalarında yaşlanan, yaşayan yaşlı adamların sesleri geliyordu. Oldukça tatlı tütünlü ve vanilyalı bir puro kokusu. İşte bu koku!.. Ne dedikleri hayal meyal anlaşılıyordu. Böylesine iştahlı ne anlatılabilirdi? Cemal Süreya'nın dediği gibi: "Saat 12'den sonra bütün içkiler şaraptır." Onlar da şarap mı içiyordu acaba? Yan balkondaki hiç görmediğim, yalnız sesini duyduğum evli ve olgun adamın sesi o an çok çekici geldi bana; dünyadaki her şeyden çok. Babamdan göremediğim ilgi ve şefkati hep dışarıda arayan da "elektra kompleksi"mi doyuracak erkeği bulamayan da gene bendim. Ne işim vardı ki burada?

     Kafamı aşağı çevirdiğimde bir otel görevlisi bahçedeki begonvilleri suluyordu. Kül rengi bir kedi otelin çöp tenekesinden açık büfeye gözü doymayan insanların artıklarıyla ziyafet çekiyordu. Kumsalda oturan yalnız çocuğa ilişti gözüm: Elinde bira şişesi karanlık denize bakıyor, sağ ayağıyla ıslak kumda daireler çiziyordu. Bir şeye sıkılıyor gibiydi. Belki yalnızlığına... "Yalnızlık bir ovanın düz oluşu gibi bir şey." (Cemal Süreya)
     Kafamı kaldırdığımda gökyüzünde görmediğim kadar çok yıldız gördüm. Deniz kıyısında olan yerleşim yerlerinin genel özelliğidir bu zaten. Denize kıyısı olmayan şehre liman inşa etme çabası biraz da ümitsiz, yaşanmaz diye. Bu şehre liman olmak zor, denize kıyısı yok çünkü...
     Gözlerim doldu; öyle duygusallaştım yine. Şarabı bir dikişte mideye indirdim. Ve ona sarıldım. Onu hiç bırakmayacakmışım gibi...
     Ne kadar süre öyle kaldığımı hatırlamıyorum. Kısa süreli bir sızma yaşadım. Beni kucağına alarak içeri taşıdı. Kucağındayken dudaklarına yapıştım. Perde ile balkon penceresi arasına sırtımı dayadı. Vücuduma tüm ağırlığıyla bastırmaya başladı. Düşünceler beynimden hızla geçiyordu. Saçlarıma parmaklarını doladı ve kendine çekti. Kafa derime iğneler battı. Çekerek bıraktığında parmak aralarında kıvır kıvır saçlarım kalmıştı. Üfleyerek onların yere inişini seyretti. Belimden kavradı, çamaşırımı yana sıyırdı ve içeri girdi...
     Sonrası...
     Uyandım gecenin dördü. Susuzluktan boğazım, ağrıdan da başım çatlıyor. Dolaptaki suyu bir dikişte bitirdim ve başımı odaya çevirdim. Ben bu duygu durumuyla mücadele ederken oysa bebekler gibi uyuyordu.
     Bir yandan eşyalarımı toplarken bir yandan düşünüyordum: En güvendiğim, en az ablam kadar değer verdiğim kız arkadaşımın bana yaptıklarını... Rüya mıydı? Onunla bu tür bir ilişki asla yaşayamazdım; yaşamamalıydım. Sarhoşken hoşuma gitse de bu doğru değildi. Hala yatakta kıpırdamadan masumca uyuyordu. Ona son kez üzülerek baktım. Gözümden bir damla yaş parlak zemine damladı. Fikrimi değiştirmemek için hızla çantamı aldım ve otel girişine indim.
     Resepsiyondaki çocuğa "Bana bir taksi çağırır mısınız?" dedim. "Tabii ki hanımefendi." Telefonu çevirdi. On dakika sonra kapıdaki taksiye bindim. Taksici arka koltuğa döndü ve "Nereye gidiyoruz küçük hanım?"
     "Sür... Sür ve şehirden çık..."
Son...
Pozitif:
1) Çok kalıcı, çok agresif. "Extrait de Parfum" gibi davranıyor.
2) Özellikle ilk bir saatte burnunuza o kadar sexi kokular geliyor ki sürdüğünüzde partneriniz sizi yalamak bile isteyebilir.

Negatif:
1) Kalp ve baz notasına açılışı kadar özenilmemiş.
2) Orta ve sonlardaki yapay deri efektleri niş parfüm kullanıcısını şaşırtıyor.
Notalar:
Üst: Aromatik notalar, Baharatlar. (ck: deri, çay, tütün, bal, karanfil)
Kalp: Tütün, Tütün yaprağı, Tütün çiçeği, Tonka fasulyesi(ck: baharatlar, kakao, karamel, pekmez)
Baz: Sıvı ahşap, Kakao, Kuru meyveler, Vanilya. (ck: vanilya, sütlü çay)
Tip: Oryantal, Baharatlı, Dumansı, Gurme, Tatlı.
Cinsi: Unisex
Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 2007

Koku rengi: Tütün
Referans: Tatlı Tütün
Konsantrasyon: Eau de Parfum
Parfümör: Tom Ford
Doktrin: "Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; bense hep arkandan ağladım." - Can Yücel
Tom Ford - Tobacco Vanille

7 yorum:

  1. ne çok ön yargılı olduğumu hissettiren ikinci anosmi hikayesi...
    "... her şeyi farklı görmeye başlamıştık, gittiğimiz her yerde olayları ölçüyorduk " Chuck Palahniuk'un efsanesini hatırlatıyor bana bu site. başka pencereden bakmak, başka türlü anlatmak, özgün olmak ve bunları birilerinin gözüne girmek niyetiyle yapmamak. söylendiği gibi, çok sevilen bir parfüme en az onun kadar dikkat çekici bir hikaye yakışırdı zaten.

    YanıtlaSil
  2. iyi yorum, iyi hikaye, iyi şarkı!

    YanıtlaSil
  3. Tatlı kokular ne kadar itici gelse de parfüme karşı istek uyandıran çok iyi bir yorum olduğu kadar anosmi de yeniden iyi bir hikâye okumak da o denli güzel. Şarkı... yorumsuz yalnızca dinlenmeli.

    YanıtlaSil
  4. "Yorum yapmak ne haddime ki..." dedirtecek bir derleme bu sayfadaki her şey... Kusursuz bir tablo... Birçok insanın bu parfüme olan hayranlığına karşı onları incitmemek adına yanlış bir yorum yapmamaya olan titizlik ama üstüne de gerçekten ne hissediyorsa onu yansıtmak... Bu ikisinin ortasını bulan ve nice ayrıntıların gerisinde duran bu inceliği belirtmesem olmayacaktı. Bu kadar parfümün özenilerek incelenmesi ve üstüne de mükemmel bir hikaye eklenmesi gerçekten yetenek ve iş aşkı... Hikayedeki beklenmeyen gizemli anlam, bir anda görünmez duran öteki hikayeye öyle bir geçiriyorki insanı, sanki iki farklı hikaye okumuş gibi hissediyorsunuz. Bu kadar az ve öz anlatım, ne eksik ne fazlalık yaratmadığı gibi, parfüme olan bilgi ihtiyacını yormadan gideriyor ve üstüne de hikaye okuyabilme enerjisini bırakabiliyor. Bu gerçekten  büyük emeğin yanında içten gelen bir yetenek...

    Bir İngiliz atasözünde belirtildiği gibi: " Kimsenin yapamadığını yapamayanda kusur aranmaz, asıl zor iş yapabilendedir çünkü içindeki yeteneği anlayabileceği kimsesi yoktur. " Belki bu işin kör alıcısı değiliz ama her yorumda, her hikayede gerçekten bu yeteneği anlamak güç, büyük başarı... Şarkı da artık bu herşeye doymuş kafaya ayrı bir dinginlik sağlıyor, zaten mükemmel bir şarkı olması da cabası...

    YanıtlaSil
  5. Parfüm yorumlarınızdaki başarılarınız bir yana hikayeleriniz de yansıttığınız iç dünyanızın güzelliklerine olan hayranlığım en az parfüm yorumlarınız kadar okuduğum her hikaye aynı şiddette etkilemiştir beni. Ortaya çıkardığınız esere olan bağlılığınız, özen ve dikkatle duygularınızı tüm açıklığıyla, gizlemeden ifade etmeniz okuyucuyu hem size hem de hayal gücünüze hayran bırakmakta. Hikayeyi ilk okuduğumda çok heyecanlanmış, alt paragrafta olacakları düşündükçe kalp atışlarım hızlanmıştı fakat yarım kalmıştı sonra devamı geldi. çok güzeldi beğendim hem de çok. Çünkü bu hikaye de tutkularımı, heyecanımı, ihtiraslarımı yaşadım. Kaleminize, duygularınıza sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Tıpkı insanlar gibi kokuları da tanımlamak için yaşamak gerekiyor. Eski bir kız arkadaşım vardı. Dünyanın en eşsiz, en güzel kokusuna sahipti. Kendisi alamazdı kokusunu, söylemezdi belki de. Yıllar sonra öğrendim kullandığı yumuşatıcıyla parfümünün karışımına ait bir koku olduğunu. Hala tanımlayamam o kokuyu. Yaşanmışlık derim, 'O' kokuyor derim, hatırlarım.

    Anosmi öyle güzel anlatıyor ki, yaşatıyor bize kokuları. Sanki 'O' kokuyormuş gibi. Sanki yaşamışız da, yeni hatırlıyormuşuz gibi.

    NOT: Hikayenin ilk kısmı için: http://www.anosmi.com/2015/01/tom-ford-black-orchid-2006.html

    YanıtlaSil
  7. Bu blogla tanışmamı sağlayan ne koktuğumu bilme isteğiydş. Güzel koku, kötü koku derken, nasıl koku diye merak ettm. Alıyoruz sıkıyoruz bunları ama neye benziyor kokusu. Bi bakınorken, oraya bak buraya bak, en ayrıntılı buradaki yazı. tahin pekmez, karanfil, bal, hangisi nerde o kadar ayrıntılı anlatılmış . diğer sitelere hayret ettim. nasıl bu işi yaptığına dair bi isim alıp, bu kadar içi boş bırakabilirler o açıklamaları. Baharatlı bi koku!bu ne demek? hangi baharat? aç, içeriğini tam yaz,ama yok.!

    YanıtlaSil