2 Nisan 2015 Perşembe

Chanel - Sycomore

Kuru çam reçineleriyle açıldık bakalım. Dibi tutmuş çaydanlık altı. Yarılmış çınar ağacı gövdesi. Sararmış kuru otları yakarken çıkan çıtırtılar. Kuru çam kozalağından tütsü yapsam bu kadar güzel olur muydu?

Orta notalara gelindiğinde odun yanıkları. Açılışta da görülen vetiver etkisi ortalarda da var. Aslında alttan alttan her an geliyor. Çam fıstığı. Kakule ve kuru naneye bulanmış
sabunsu notalar çok hoş. Kullandığınızda kendinizi temiz ve ferah hissedebilirsiniz.

Sonlara gelindiğinde ortaların zayıflamış halinden başka pek koku alamıyorum. Kuruyan zayıf bir vetiverle sonlandı. 

Benzerlikler üzerine;
Lalique - Encre Noire: İki parfümün de testinde yoğun koklamalarda şiddetli baş ağrıları gözlendi. Encre Noire açılışında yumuşak hindistan ceviziyle karışık yağlı vetiverle ilerlerken ortalar aşağı düşen kalıcılık eğrisiyle hoş bir kabe samanı temalı parfümdü. Sycomore'un açılışındaki vetiveri çam reçinesi ve kozalaklarla desteklenmişti. Başından sonuna kabe samanı ve yanık tütsünün sabit çizgide yol aldığı gözlendi.

Pozitif:
1) Daha iyi vetiver koklamadım.
2) Kalıcılık ve fark edilirlik çok iyi. Bu sayede Sycomore, Encre Noire'ın kaçırdığı fırsatları yakalıyor.

Negatif:
1) Parfüm değişmeyen yapıda akıyor. Nota şöleni bekleyen açıkta kalır.

Notalar:

Üst: Aldehitler, Baharatlar, Tütün, Vetiver (ck: çam reçinesi, çınar, kuru otlar, çam kozalağı, tütsü)
Kalp: Pembe biber, Sandal ağacı. (ck: yanık odun, vetiver, çam fıstığı, kakule, kuru nane)
Baz: Menekşe, Ardıç, Selvi. (ck: -)
Tip: Yeşil, Odunsu, Dumansı.
Cinsi: Unisex
Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 2008

Koku rengi: Kahverengi
Referans: Yanık Vetiver
Konsantrasyon: Eau de Toilette
Parfümör: Jacques Polge&Christopher Sheldrake
Doktrin: "Budala kişi yaşamın hazlarının peşinde koşar ve aldandığını görür. Bilge kişiyse belâlardan kaçınır. Bunda başarısız olsa da artık bu budalalığının değil talihin suçudur. Başardığında ise aldanmamıştır. Çünkü kurtulduğu belâlar son derece gerçektir." - Arthur Schopenhauer

1 yorum:

  1. ABD'de bir çiftlikte gebe düve seçiyoruz. Dürüst bir adam olan aracımız, Kanadalı gerçek bir kovboy, bebeyken de hayvanların arasında dolaşıyormuş, benim müşteriler gibi fakülteyi bitirdikten sonra görmemiş hayatında ilk dört memeyi... Ama aynı zamanda iyi de bir tüccar. Yüzlerce hayvanın bulunduğu gruptan dörderli - beşerli gruplar halinde inceleme padoğuna alırken düveleri öyle ustaca eşleştiriyor ki, bazen tekini bile eleyemiyor seçim heyeti. Aslında hayvanların hepsi aşağı yukarı aynı kalitede çünkü... Cüsseleri farklı sadece. Ve boy pos ile süt verimi doğru orantılı değil. Ama bunu doğrudan söylediğinde ikna olmuyor bizimkiler, n'apçan? Bilen biliyor ama hiç anlamayanı da geliyor.
    Sonra müşterinin veya resmi seçim heyetinin fark etmediği bir kusur nedeniyle onların kabul etmeye hazır olduğu bir hayvanı çıkarıyor bazen gruptan. "Neden onu attın?" diye soruyor bizimkiler hemen, "Güzel hayvandı yaaa..." Tırnaktaki bir problemi veya böyle bir şeyi göstererek güvenlerini kazanıyor. Gerçek ama... Görmemişlerdi ve zarar edeceklerdi o hayvan gitseydi. Seçimin kalan kısmı su gibi akıp gidiyor. Hey gidi Bill abim benim. İknanın kitabını yazmış...

    Bu arada, parfümle ilgili yabancı sitelerde yazılan yorumları okumak da ilginç... Parfümü denemek, kitabı okumak istiyorum.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil